SAĞLIĞIMIZ

Patimapp Dostlarımız

KEDİ

KUSMALARINA NEDEN OLABİLECEK DURUMLAR?

  • Temizlenme sonrası kendi tüylerini yutmaları,
  • Yabancı bir madde yutmuş olmaları,
  • Mama değişimi,
  • Alerjileri olan bir gıdayı yemeleri,
  • Yedikleri gıdaların tarihinin geçmesi,
  • Bağırsaklarında parazit bulunması,
  • Midelerinde bakteri bulunması,
  • Böbrek ve karaciğer yetmezliği,
  • Safra kesesinde iltihaplanma,
  • Kısırlık ameliyatı ve diğer narkozlu ameliyatlardan sonra bulantılar,
  • Zehirlenme,
  • İlaç yan etkisi,
  • Pankreas rahatsızlıkları.
  • Ülser.
  • Herhangi bir organda bulunan ur.

Kedinizin hangi nedenle kustuğunu onu gözlemleyerek tespit etmeye çalışmanız 48 saati geçmemelidir. 2 gün boyunca kusma sıklığını ve davranışlarını gözlemlediğiniz kediniz halen kusmaya devam ediyorsa çok ciddi bir sağlık sorunu var demektir ve hemen veteriner hekime danışmanız gerekir. Eğer kedinizde ciddi bir sorun yoksa kusma nedeni daha zararsız ve geçici durumlar yüzünden olabilir.

Tüy Yutma Nedeniyle Kusma

Kediler, en çok tüy yuttukları için kusarlar. Bu, genellikle periyodik olarak devam eden bir durumdur. Her gün kendilerini dilleriyle temizledikleri için tüyleri midesine dolar ve bir süre sonra onu rahatsız etmeye başlar. Bu rahatsızlık ancak kusma yoluyla giderilebilir. Tüy yutmayı en aza indirmek için kedinizi düzenli olarak fırçalamanız gerekir. Onu fırçalayıp ölü tüylerini alarak hem deri sağlığına yararlı olacak hem de kusmasını azaltacaksınız.

Bozuk ve Dokunan Yiyecekler Nedeniyle Kusma

Kedilerin kusma nedeni tüy yutma değilse ilk aklınıza gelecek şey bozuk bir şey yemiş olmaları ya da yediği bir şeyin ona dokunmuş olma olasılığı olmalıdır. Kediler, genellikle yiyecek konusunda seçici hayvanlardır ve günü geçmiş yiyecekleri yemezler. Ama uzun süre aç kaldıklarında ya da lezzetli buldukları bir yemeği gördüklerinde kendilerini durduramayabilirler. Çok dayanıklı hayvanlar olmalarına rağmen günü geçmiş yiyecekler ve kedinizin spesifik olarak herhangi bir yiyeceğe alerjisi olması onun kusmasının nedenlerinden biri olabilir.

Bitki ve Ot Nedeniyle Kusma

Evinde bitki bulunduran kedi sahipleri, kedilerin bazen bu bitkileri yediğini gözlemlemişlerdir. Bitki yemek bazen kedilerin kendilerini bilerek kusturma yöntemi olarak karşımıza çıkabilir. Yani sadece merak ettikleri için değil, hususi olarak kusmak için bitki yemeye ihtiyaç duyarlar. Bu da yalanırken yuttuğu tüyleri vücudundan dışarı atmasını sağlar. Ancak bitkilerin bazıları kedilerinizi zehirleyebilir. Bu nedenle kedilere özel kedi otları satın almanız ve kedinizi bitkilerinizden uzak tutmanız daha yerinde olacaktır.

Hızlı Mama Yemek Nedeniyle Kusma

Özellikle yavru kediler henüz mamaya sürekli olarak ulaşabileceklerini ve aç kalmayacaklarını pek bilmediklerinden verilen mamanın hepsini kimse elinden almadan bitirmek ister. Mide kapasitelerinin daha fazlasını çok hızlı bir şekilde tükettikleri için kedilerde kusma refleksi görülebilir. Bu durum özellikle sokaktan alınmış ve çok uzun süre aç kalmış kedilerde, kendini güvende hissederek aç kalmayacağına inanıncaya kadar sürebilir.

Mama Değişikliği Nedeniyle Kusma

Kediler, hastalıklara ve her tür darbeye çok dayanıklı olsalar da gözleri ve mideleri çok hassastır. Mama değiştirdiğinizde mideleri bu yeni mamaya alışkın olmadığı için kusabilirler. Eğer kedinizin mamasını değiştirecekseniz eski mamasına yeni mamadan karıştırarak kedinizin midesini yeni mamaya alıştırabilirsiniz. Aniden mama değiştirmeniz onun midesini alt üst edebilir. Özellikle yaş mama değişikliğini zamana yayarak yavaşça yapmanız kediniz için daha sağlıklı bir geçiş olacak ve kediniz kusmayacaktır.

GÖZ HASTALIKLARI VE BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kedilerde Göz Hastalıkları

Kediler, dayanıklı hayvanlar olarak bilinir. Bu güçlü hayvanların en hassas yerleri gözleri ve mideleridir. Yani kedilerin yedikleri mama ve gıdalar çok özenli seçilmelidir. Bunun yanında kedilerin göz sağlığına dikkat etmek de elzemdir. Kedilerin gözlerindeki ufak bir kızarıklık, kısılma ya da akıntı bile büyük bir hastalığın habercisi olabilir. Belirtiler birkaç gün içinde geçmiyorsa kediniz bir göz hastalığına yakalanmış olabileceği gibi göze vurabilecek farklı bir hastalığın da pençesine düşmüş olabilir. Hastalığı erken teşhis edebilmek için belirtileri ve bu belirtilerin süresini tespit etmeniz gerekir.

Kedilerde Göz Hastalığı Belirtileri

  • Kedinizin sürekli ya da aralıklarla gözünü kısması.
  • Özellikle bir gözün diğerinden daha küçük hale gelmesi.
  • Gözde akıntı olması.
  • Kedinin gözünün önünde perde benzeri bir tabakanın oluşması.
  • Göz renginin bulanıklaşması.
  • Gözün iltihaplanması, çapaklanması.
  • Gözde ve gözün hemen altında kızarıklık.
  • Göz kapaklarında renk değişimi ya da doku oluşumu.
  • Üçüncü göz kapağının görünür hale gelmesi.


Bu ve benzeri belirtileri kedinizde gözlemliyorsanız ve bu belirtiler birkaç gün içinde geçmediyse mutlaka veteriner hekime başvurmalısınız. Çünkü kediniz gözlerini kaybedebilir ya da göz hastalıklarına neden olan solunum yolları enfeksiyonu ya da kanser gibi daha ciddi ve ölümcül bir hastalığı olabilir.

Kedilerin Yakalanabileceği Göz Hastalıkları

  • Göz Travmaları: Kediler hassas noktaları olan gözlerine darbe aldıklarında gözlerindeki akıntı çoğalabilir, gözlerini sürekli kaşırlar ve kısarak bakarlar. Bu durum başka kedilerle kavga etmesi ya da bir eşyaya gözlerini çarpmaları ile ortaya çıkar.
  • Keratit: Kornea dokusu iltihaplanması olarak da bilinen bu hastalık süresince göz bulanıkmış gibi görünür. Bu hastalık ilerlerse korneanın delinmesine kadar gidebilir.
  • Konjunktivit: Gözün iltihaplanma sonucu ortaya çıkan bir hastalık olan konjuktivit, gözün üzerini tamamen kapatan şeffaf bir doku gibi gözükür. Göz şişmesi, gözde akıntı ve kaşıntı tespit ediyorsanız kediniz bu hastalığa yakalanmış olabilir.
  • Göz Ülseri: Nedeni solunum rahatsızlıkları olabilen göz ülseri insanlarda da görülen bir hastalıktır. Genellikle ağrılı seyreden bu hastalıkta kızarıklık ve göz akıntısı olur. Kediniz bu hastalığa yakalandıysa görme yetisinde de azalma olacaktır.
  • Glokom: Kedinizin gözü şişip büyümeye başladıysa bu hastalığa yakalanmış olabilir. Bu hastalık sürecinde göz normalin ötesinde büyümeye devam eder.
  • Üçüncü Göz Kapağının Çıkması: Çoğu hayvanda gözleri korumak için ortaya çıkan üçüncü göz kapağı, göz hastalıklarının direkt belirtisidir. Üçüncü göz kapağı vücudun doğal tepkisidir ve gözü iltihaplardan koruma amacıyla gelişir.
  • Körlük: Körlüğün şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kornea delinmesi gibi birçok nedeni olabilir. Körlük, kedilerde ve diğer canlılarda göz hastalıklarının son noktasıdır. Körlüğe yol açacağını bildiğiniz hastalık belirtilerini erken teşhis etmeli ve evcil hayvanınız gözlerini kaybetmeden önlem almalısınız.

Kedilerde Göz Hastalıkları Tedavisi

Kediler; acıya, ağrıya ve hastalıklara dayanıklı hayvanlar olarak bilinse de hassas organlara sahiptirler. Göz de kedilerin hassas noktalarından biridir. Her ne kadar size karşı sevgi dolu ve sakin davranışlar gösterdiğini düşünseniz de kediler egzersiz yapmayı, oyun oynamayı ve koşmayı çok severler. Hızlı koştukları için durdukları sırada ya da oyun oynarken evdeki eşyalara çarpmaları da olasıdır. Bu çarpışmalar, kedilerin gözlerine darbe almalarına neden olabilir. Bu nedenle kedili evlerde az eşya olması daha uygundur. Böylece kedilerin darbelerden korunması kolaylaşacaktır. Birden fazla kedi besliyorsanız, kedilerinizin zaman zaman kavga ettiklerini görebilirsiniz. Kavga sırasında kediler kendi alanlarını korumayan yırtıcılara dönüşüp birbirlerinin gözlerine zarar verebilirler. Bu da birden çok kedi sahibi olanların dikkatli olmalarını gerektirir.

Kediler, kavgacı olabildikleri gibi temiz hayvanlardır da. Gün içinde sık sık kendilerini temizleyen bu hayvanlara sağlayacağınız yaşam alanı düzenli aralıklarla temiz olmalıdır. Toz ve pislikler solunum yolları hastalıklarına yol açarken kedilerin gözlerinde iltihap oluşumuna da neden olabilir. Temiz su ve kaliteli mamalar kedi sağlığını ciddi anlamda belirler. İyi beslenen ve temiz bir alanda yaşayan kedilerin bağışıklıkları her tür hastalığa karşı yüksek olacaktır.

Kedilerin narin olan gözleri arada bir çapaklanıp akabilir. Bu durumun 1 ya da 2 gün içinde geçmesi beklenir. Kedinizin gözlerinde akıntı ya da çapaklanma görürseniz kaynamış ve daha sonra soğutulmuş ılık suyu pamuğa dökerek gözü silebilirsiniz. Bu işlemi soğumuş çay suyu ile de yapabilirsiniz. Eğer kedinizin gözlerinde normal dışı bir değişiklik görüyorsanız, onu hemen veterinere götürmelisiniz.

NEDEN SÜRTÜNÜR?

Kediler, diğer hayvanlara kıyasla daha karmaşık ve öngörülemez canlılardır. Kedilerin bazı hareketlerine ve ani davranış değişikliklerine alışmak biraz zordur. Beklenmedik şekilde bir anda tırmalayıp, tıslayabilir ya da tam tersine sizi yalayabilirler. Birçok farklı davranışta bulunan kediler, sahiplerini sürtünme hareketiyle de şaşırtırlar.

Kedi sahipleri, kedilerinin sık sık kendilerine sürtündüklerini gözlemlemişlerdir. Kediniz zaman zaman kuyruğu dik bir konumda iken size yaklaşıp kafasını, yanaklarını ve tüm vücudunu size sürterek etrafınızda daireler çizer. Etrafınızda döndükleri süre boyunca sizinle teması kesmez ve kuyruğunu size dolar. Siz, ona karşılık verdiğinizde kafasını elinize doğru uzatıp ona dokunmanızı kolaylaştırarak gözleri kısık vaziyette onu daha da çok sevmenizi bekler. Bu hareketler sırasında ise genellikle mırlar ve titreşim yayar.

Size sürtündüğü gibi olmasa da zaman zaman kedilerin bu hareketi eşyaların kenarlarına ya da çeşitli nesnelere yaptıklarını görürsünüz. Sürtünme, kediler için dokunma ihtiyacını giderme hareketi, sevgi gösterisi, koku bırakma davranışı ve bir teşekkür olarak da algılanabilir. Size teşekkür eden kedilere siz de kedi ödülleri ile bir hediye verebilirsiniz. 

Kediler, Sürtünerek Kokularını Paylaşırlar

Kedilerin yanaklarında ve kafasında koku bezleri bulunur. Bu koku bezleri sayesinde içgüdüsel bir davranış göstererek eşyalara ve insanlara sürtündüklerinde, o yüzeye kokularını bırakmış olurlar. Bir yandan da bu eşya ve canlının kokusu kedilerin üzerine siner. Burnu çok keskin canlılar olan kediler, tanıdık kokuları aldıklarında kendilerini güvende hissederler.

Eşyaların üzerinde kendi kokularını hissetmek onları rahatlatır ve yaşadıkları ortamı benimsemelerini sağlar. Aynı zamanda sahiplerine de kokularını bırakarak onlara bir armağan vermiş olurlar. Yani kedinizin size sürtünmesinin bir nedeni kendi kokusunu size bırakarak sizi benimsediğini göstermektir diğer bir nedeni de size hediye vermektir. Bu, kedinizin sizi aileden biri olarak gördüğü ve sizi sahiplendiği anlamını da taşır. Bu nedenle onun sürtünmesine karşılık vermeniz onu çok mutlu edecek ve aranızdaki bağı kuvvetlendirecektir.

Kediler İçin Sürtünme Sevgi Gösterisidir

Kediler, sevmedikleri hiçbir canlıya sürtünmezler, çünkü kedilerin sürtünmesi bir sevgi gösterisidir. Bu yakın temas kısa süreli olduğu gibi çok uzun da sürebilir. Kediniz evde sizinle karşılaştığında küçük bir temasla sizi selamlamış ve size ilgisini göstermiştir. Zira sürtünme konusunda ısrarlıysa ve uzun süre bu hareketi tekrarlıyorsa yoğun şekilde sevgisini gösteriyor ve sizden de sevgi bekliyordur. Hatta kedilerin sadece bacaklarınıza ve kollarınıza değil, yüzünüze de sürtünmek istedikleri zamanlar olur. Bu durum ise kedilerin sevgi gösterisinin en yoğun hali olarak yorumlanabilir.

Sürtünme, Teşekkür Anlamı da Taşır

Kediniz sizinle oynamak istediğinde ya da acıktığında da size sürtünebilir. Yani sürtünme sadece bir sevgi gösterisi ya da koku bırakma ihtiyacının ortaya konması değil, aynı zamanda kedinizin size olan bir minnetini de ifade eder. Özellikle miyavlayarak size sürtünüyorsa ona mama vermenizi istiyor ve bunun için size minnetle teşekkür ediyor olabilir. Oyun sonrası ve mama yedikten sonra size sürtünmesi de teşekkür ettiğinin göstergesidir.

NEDEN MIRLAR? KEDİ GURULDAMASI VE SEBEPLERİ NELER OLABİLİR?

Kedi sahipleri kedilerinin zaman zaman hiç ağızlarını oynatmadan, etrafa bir titreşim yayarak guruldamaya benzer bir ses çıkardıklarını fark etmişlerdir. Bazen mama yerken, bazen siz ona dokunduğunuzda, bazen de oyun oynarken aynı sesi duyarsınız. Hatta kedinizin mama kokusu aldığı zaman ya da onu çağırdığınızda bile bu garip titreşimi yaydığını ve değişik bir ses çıkardığını görmüşsünüzdür. Kediler, bu tepkiyi genellikle mutlu ve huzurlu olduklarını göstermek için çıkarırlar sanırız ama bu büyük bir yanılgıdır. Kediler, evde bizimleyken güvende oldukları için biz bu sesin farklı bir frekansını biliriz. Fakat korktuklarında ya da acı çektiklerinde de mırıldarlar. Her zaman iyiye işaret olmayan, bu adını bir türlü koyamadığımız gırıldama, mırlama ya da guruldama sesi tüm kedilerde rastlanan içgüdüsel bir tepkidir ve birçok farklı nedene bağlı olarak kediler tarafından gerçekleştirilebilir.

Kedi Mırlaması Nedir?

Bizim mırlama diye bildiğimiz, diyafram ve gırtlaktan gelen bu frekans, aslında tüm memeli canlılarda bulunan ve dili destekleyen bir yapı sayesinde gerçekleşir. Hiyoid kemiği denen bu yapı, dilin kafatasına sabitlenmesi görevini görür. Diğer tüm canlılarda kısmi olarak kemikten oluşan ve kıkırdak da içeren hiyoid kemiği, evcil kediler ile bazı büyük kedi türlerinde tamamen kemiktendir ve bu kemik sayesinde kediler gırıldama sesini çıkarırlar. Aslan, kaplan, leopar ve jaguar gibi evcil kedilerin kuzenleri olan büyük kedilerde bu ses görülmezken vaşak, çita ve pumalarda da benzer bir sesin varlığına rastlanmış olması ilginçtir.

Mırlama Çeşitleri

Kedileri diğer hayvanlardan ayıran bir özellik olan mırlama sesi, oldukça karakteristik bir davranıştır ve kedi türüne özgüdür. Kediler her zaman mırlamazlar. Ayrıca gırlama sesi durumlara göre farklılık gösterebilir. Henüz yeni doğmuş kediler bu sesi, annelerine varlıklarını belli etmek için kullanırlar. Hayatlarının ilk günlerinde anne kedi ile bağ kurmaya yarayan bu ses sayesinde anne, yavrunun yaşadığını ve iyi olduğunu anlar. Bu ses, örneğin sevilirken çıkardığı ses ile aynı frekansta değildir. Mama isteğini belli eden ses daha çok bir merhamet çağrısıdır. Sevildiklerinde gösterdikleri gırıldama tepkisi ise daha farklı bir frekanstadır. Doğum sancısı çekerken ya da çok acı çektiklerinde de gırlama sesinin başka bir varyasyonunu çıkarırlar.

Gırlama Her Zaman Olumlu Bir Tepki Değildir

Kediler, sadece mutlu ve huzurlu olduklarında ya da mama istediklerinde gırıldamazlar. Bu tepki; kedilerin heyecanlandıklarının, korktuklarının ya da acı çektiklerinin de işareti olabilir. Örneğin kediler doğum sancısı çekerken de gırlarlar. Fakat bu ses, siz onu severken çıkardığı gırlamadan farklıdır ve bu fark belirgindir. Kediniz hamile değilse ve doğum sancısındakine benzer bir gırlama duyuyorsanız bu kedinizin acı çektiğini gösteriyor olabilir. Ki kediler çok dayanıklı hayvanlardır ve kolay kolay kendilerini koy vermezler.

Bu sesi çıkarıyorlarsa bu çok ciddi bir sağlık problemleri olduğu anlamına gelebilir. Bu ses ile acıyı dindirmeye çalıştıklarını da aklınızdan çıkarmayın. Çünkü kedilerin bu frekansı onları iyileştirecek niteliktedir. Aynı zamanda heyecanlandıklarında kendilerini sakinleştirmek için de bu frekansı yaydıkları düşünülen kedilerin gırıldamasının insanlar üzerinde de sakinleştirici sonuçları olduğuna dair çalışmalar yapılmıştır.

Kedilerinin gırıldamasının bir diğer nedeni de hayatta olduklarını düşmanlarına ve dostlarına belli etmektir. Bilimsel olarak henüz bir açıklaması olmayan gırlama kedilerin ne denli özel varlıklar olduğunun göstergelerinden biridir.

DOĞUM SÜRECİ VE YAPMANIZ GEREKENLER NELERDİR?

Kediler, sezgisel olarak hamileliği nasıl idare edeceklerini bilirler ve çoğunlukla kendi kendilerine yeterlidirler. Bununla birlikte, gelecekteki annenin olabildiğince rahat olmasına ve bu dünyaya sağlıklı kedi yavruları getirme görevinde ona yardımcı olabilirsiniz. 

Kediniz hamileyse ve bunu ilk kez yaşıyorsanız aklınıza pek çok soru gelecek. 

Kedinizin Hamile Olup Olmadığını Nasıl Anlarsınız?

Sevimli dostunuzun hamile olabileceğini gösteren bazı işaretler vardır. Birçoğu insanlardan bildiklerimize biraz benziyor. 

Belli yiyecekler için istek, sabah bulantısı ve sürekli büyüyen karın, kedi hamileliği göstergeleridir. Bununla birlikte meme uçları şişmişse ve kediniz her zamankinden daha şefkatliyse yakında evinize yavru kediler gelecek demektir.

Kedi hamileliğinin başlangıçta tespit edilmesi asla kolay değildir. Erken resmi onay almak istiyorsanız, en iyisi bir veterinere danışmaktır. Doktor, çiftleşmeden sonraki 17. günden itibaren yavru olması bekleniyorsa, bunu size palpasyon yoluyla söyleyebilir. 21. günden itibaren ultrason görsel doğrulamaya izin verir. Yavru kedilerin sayısı 40. gün civarında tahmin edilebilir. 

Hamile Bir Kedinin Nelere İhtiyacı Vardır?

Kedinizin vücudu hamilelik sırasında çok değişmektedir ve bu nedenle ihtiyaçları hamile olmayan bir dişininkinden farklıdır. 

Hamile kediniz için nelere dikkat etmelisiniz? Anne ve yavru için potansiyel olarak ne zarar verebilir? Hayvanınız için gebelik dönemini olabildiğince keyifli hale nasıl getirebilirsiniz?

  • Anne adayı için yeterince ışık ve hava sağlayın. 
  • Ölçülü egzersiz yapmak her zaman iyi bir fikirdir. 
  • Bununla birlikte, sadece strese neden olmakla kalmayıp aynı zamanda kediniz için potansiyel olarak tehlikeli olan kedi dövüşlerinin yanı sıra yüksek sıçramalardan da kaçınılmalıdır. 
  • Kedinizi şımartmanıza veya ona bir porselen bebek gibi davranmanıza gerek yok, ancak stresli ve alışılmadık durumlardan kaçınmaya çalışın.  

Hamile Bir Kedi Hangi Yemeği Tercih Eder?

Kedinizin vücudu büyük ölçüde değiştiği ve normalden çok daha fazla enerjiye ihtiyaç duyduğu için beslenme, hamilelik sırasında önemli bir faktördür.
Örneğin, günlük kalori alımının %50 oranında artırılması önerilir. 

Müstakbel annenin, hamilelik sırasında ihtiyaç duyduğu tüm gerekli mineral ve vitaminlerle yeterli miktarda yüksek kaliteli yiyecek ve sıvıya erişebildiğinden emin olun. Hamile kedinizin beslenmesinin dengeli olması için en iyisi bir mama planı oluşturmaktır. Bu arada, anne adayının aynı tür yiyecekleri emzirme döneminde de küçüklerin tüm besinlerini kendisinden almaya devam ettiği sırada da yemesi gerekir.

Yavru Kedilerin Doğum Anı 

Hamileliğin son evresinde, kedinizin rahatsız edilmeden ve huzur içinde doğum yapmak için mükemmel yeri aradığını gözlemleyebileceksiniz.  

Rahat bir doğum kutusu sağlayarak yardımcı olabilirsiniz. Gelecekteki anne ve yavrularının serbestçe hareket edebilmesi için yeterince büyük olmalıdır. 

Hoş ve sıcak ama çok sıcak olmayan, sessiz bir köşeye yerleştirilmiş kapaklı bir kutu mükemmel olur. 21-22 derece oda sıcaklığı idealdir, çünkü yavru kediler ilk günlerinde sabit bir oda sıcaklığına bağımlıdırlar. Tıpkı insan bebekler gibi başlangıçta kendi vücut sıcaklıklarını sabit bir seviyede tutamazlar.

Doğum yapmadan bir gün önce kediniz daha az yiyebilir veya yemeyi tamamen kesebilir. Ancak susayacak ve normalden çok daha fazla su içecektir. 

Kedi Doğumu Sonrası

Genç kediler, özellikle ilk hamilelikleri sırasında özellikle endişelidir. Onları çok fazla yalnız bırakmayın. Doğum yapmak onlar için doğal bir süreç olsa ve sonunda her şeyi kendi başlarına yapabilecek olsa bile, onlarla çok zaman geçirin.

Kedinizin davranış biçiminden, geri çekilmesi ve şimdi yalnız kalması gerektiğini anlayacaksınız. Kediniz, doğum yapmadan kısa bir süre önce dairenin içinde sessiz bir saklanma yerine çekilecektir; favori yerler, kimsenin onları göremeyeceği ve güvenli bir alan sağladıkları için gardırop ve çekmecelerdir.

APSE NEDEN OLUR?

Dışarıda yaşayan kedilerde, özellikle kısırlaştırılmamış ve bu yüzden kolayca kedi kavgalarına girişebilecek olanlarda apse oluşumu sık görülür. Tırmalanma, ısırılma ve başka yaralanmalar sonucunda, iltihap dolu bu kesecikler özellikle başta, boyunda ve kuyruk sokumunda oluşur. Apsenin büyüklüğüne göre genel belirtiler de (ateş, iştahsızlık, durgunluk) gözlenebilir. Apse olgunlaşınca veteriner hekim tarafından açılır ve dren konulur. Yara tümüyle iyileşinceye kadar antibiyotik tedavisine devam edilir.

AKCİĞER ÖDEMİ NEDİR?

Akciğer ödemi her zaman acil bir durumdur. Akciğer ödemi, kalp rahatsızlığı olan kedilerde görülür. Ama alerjik bir reaksiyon veya zehirlenme sonucunda da oluşabilir. Ödem kronik ya da akut olabilir. Kedi güçlükle ve hırlayarak nefes alır. Öksürük görülebilir. Dili ve dudakları mavidir. Burnundan akıntılar gelir. Tedavi edilmediği takdirde kedi ölebilir. Acilen bir veteriner hekim çağırmak gerekir.

ARTROZ NEDİR?

Kediniz topallıyorsa, hareketleri ona acı veriyor gibi görünüyorsa, belki artroza yakalanmış olabilir. Bu hastalık eklemlerde akut yangılarla kendini gösterir ve ilerleyerek eklemin tahrip olmasına neden olur. Çoğunlukla yaşlı kedileri etkiler. Veteriner hekiminize danışın, radyolojik bir muayene yapacaktır ve acılarını dindirmek için yangı giderici ilaçlar verecek ya da operatif bir işlem uygulayacaktır.

ATEŞİ OLDUĞUNU NASIL ANLARIZ? NE YAPILMASI GEREKİR?

Titremeler, sık soluma ve kalp atışlarının hızlanması, halsizlik… Bunlar, ateşli bir kedinin belirtileridir. Makattan alınan vücut ısısı sabahları 38,5 derece, akşamları da 39 derecenin üzerindedir. Burnundaki kurumaya hiçbir zaman güvenilmemelidir. Bunun beden ısısı hakkında doğru bir bilgi verdiğini düşünmek yanlıştır. Öncelikle termometreyi sallayarak derecesini düşürün. Ateşini ölçmek için kuyruğunu kaldırın. Sonra makatına yatay olarak bir termometre sokun ve termometreyi eğik tutarak bağırsak kenarına değmesine dikkat edin. Termometreyi önce vazelin ile yağlarsanız, girişi daha kolay olur. Kediyi bir iki dakika süreyle hareket ettirmeden tutun ve onu sakinleştirmek için sürekli olarak okşayın. Yüksek ateş uzun süre devam ederse karaciğer, böbrek gibi organlarda dejenerasyona neden olarak geri dönüşsüz hasara yol açabilir. Bu nedenle hekiminize danışın. Hekime danışmadan kedinize ateş düşürücü vermeyin, beşerî hekimlikte kullanılan ilaçların çoğunun kedilerde ciddi yan etkileri vardır.

BÖBREK YETERSİZLİĞİ (AKUT) NEDİR?

Burada söz konusu olan, böbrek fonksiyonlarının aniden bozulmasıdır. Nedeni, böbreğe giden kan dolaşımında bir azalma veya idrar yollarını tıkayan bir nesne (taş veya tümör) olabilir. Kedi baygın gibidir. Ancak çok az miktarda veya hiç idrar yapmaz, kusar, iştahsızlık ve ciddi keyifsizlik vardır. Kedi tedavi edilmezse, üre komasına girebilir. Tedavi, böbreklerin artık atamadığı toksik maddeleri temizlemekten oluşur.

BÖBREK YETERSİZLİĞİ (KRONİK) NEDİR?

Böbrek fonksiyonları yavaşça azalır, ama enfeksiyonlardan kaynaklanan böbrek dokularındaki değişik lezyonlar da bunun nedeni olabilir. Genellikle yaşlı kedileri etkiler ve üremiye dönüşebilir. Kedi artık bu hastalığa mahkumdur. Uygun bir perhiz önerilir, kronik böbrek yetersizliği çeken kediler için özel üretilmiş diyet mamalar vardır. Eğer kediniz eskisinden daha çok su içme eğilimi gösteriyorsa veya nefesi kötü kokulu ise, bu yetersizliği zamanında teşhis etmek için veteriner hekime danışmayı ihmal etmeyin.

CORYZA (NEZLE) NEDİR?

Bu kedi türlerinde çok sık görülen bir enfeksiyon hastalığıdır. İki virüs, herpes ile calicivirus, nezlenin en ağır türlerine neden olur. Chlamydia bakterileri de mevcut bir hastalığı daha da komplike hale getirebilir. Hastalık, dar bir mekânda bir arada yaşayan kedilerde doğrudan temas ya da virüsün bulaşmış olduğu nesneler aracılığı ile bulaşır. Kedi ateşlenir, durgundur, yemeğini reddeder. Aksırır. Burnu ve gözleri akar. Bazen ağız boşluklarında oluşan yaralar aşırı bir salya salgısına neden olur. Tedavi hızla başlamaz ise, belirtiler ağırlaşır, burnu tıkanır, göz kapakları akıntılar yüzünden birbirlerine yapışıp kapanır. Hastalık bronşları da etkileyip akciğer iltihabına doğru seyreder. Kedi bitkinlikten ölebilir, çünkü ne yemeğini yemekte ne de gerekli suyu almaktadır. Tedavi etmek için, gözlerini ve burnunu temizlemek ve ona antibiyotik vermek gerekir. Aynı zamanda su kaybını da gidermek gerekir. İyileştiğinde kedi yeniden hastalanmaya karşı bağışık durumda değildir. Hastalığa karşı aşılar mevcuttur.

HİPERVİTAMİNOZİS NEDİR?

A vitamininin yiyecekte aşırı dozda bulunması pek çok rahatsızlığa neden olur. Kedi gitgide daha az hareket etmeye başlar ve hareketleri ağrılı olur. Bu türde bir zehirlenme gerçekten de hareket sorunları ve ağrılarından sorumludur. Anti-enflamatuvar ilaçlar kedinin sıkıntılarını dindirebilir ama tedavi önleyici olmalıdır. Kediniz çiğ ciğere bayılsa bile, beslenmesinde bunu abartmayın.

İDRAR TUTAMAMA NEDİR?

Kediniz istemeden idrar kaçırabilir. Bu idrar tutamamanın nedenleri beyinde, omurgada veya idrar kesesindeki nörolojik bir lezyon olabilir, doğuştan olan veya idrar sisteminde sonradan oluşan anomaliler, yapı bozukluğu veya hormon dengesizliği. Teşhis koyabilmek için testler (kan ve idrar tahlilleri, direk radyografi veya kontrast maddeli ürografi) kaçınılmazdır. İdrar kesesinden, dışarıya uzanan kanal gerdirilecek operasyonla bu durum önlenebilir.

İDRAR YOLLARINDA TIKANMA NEDİR?

Belki kedinizin çiş kabında uzun süre kaldığını, ama sadece kanla lekelenmiş birkaç damla idrar bırakabildiğini gördünüz. Bunun dışında çok sık cinsel bölgesini yalıyor. İdrar kesesi şiş ve karnı da sert. Bu, böbrek yetersizliğine doğru seyredebilir. Bunlar, idrar yollarında küçük taşların neden olduğu bir tıkanıklığın belirtileridir. Bu türde bir rahatsızlık bir ila dört yaş arasındaki erkek kedileri etkiler. Aşırı hareketsiz bir yaşam biçimi, şişmanlık, su yetersizliği, çiş kabının temiz olmaması veya gıda ile aşırı miktarda fosfor ve magnezyum alımı erkek kedinin 1 yaşından önce kısırlaştırılması bu rahatsızlık için uygun ortam hazırlar. Bir veteriner hekime gitmekte gecikmeyin. Hekiminiz idrar yollarını tıkayan taşları sonda veya ameliyat ile giderecek, sonra da böbrek yetersizliğini serum ile tedavi edecektir. Yeniden taş oluşumunu önleyici tedaviler de uygun olacaktır. Kısırlaştırılmış erkek kedilere özel diyet ürünlerin verilmesi koruyucudur.

KEMİRGEN

TULAREMİ / PASTÖRELLOZİS

HASTALIĞI NEDİR? TEDAVİSİ NEDİR?

Kemirgenlerde (tavşan, fare, sincap vb.) öldürücü nitelikte olan bu hastalığın etkeni Pasteurella Tularensis’tir. Sık rastlanan hastalıklardan biridir. Ölümcül hastalıklardan olan tularemi hastalığı taşıdığı tehlikeli riskler nedeniyle erken müdahale edilmediği takdirde çok tehlikeli sonuçların oluşmasına neden olabilmektedir. Tavşan, sincap ve fare gibi küçük kemirgen hayvanlardan doğrudan bireye bulaşabilen tularemi hastalığının ana etkeni ise” francisella tularensis” adını alan bir mikrop türüdür. Diğer birçok ölümcül hastalıklara nazaran genellikle etkisini 3 gün gibi kısa bir sürede gösterebilen tularemi hastalığı özellikle Afrika ve Brezilya gibi küçük kemirgen hayvanların yoğun olarak bulunduğu ülkelerde çok daha sık görülmektedir. Kuluçka süresi 3 gündür.

Bulaşma Yolları

Hava ve temas yoluyla bulaşan bu hastalığa karşı koruma alma amaçlı yapılacak ilk hareket tavşanının eğer kalabalık bir ortamda ise diğer tavşanlar ile temasını kesmektir. Bazı tavşanlar taşıyıcıdır.

Tedavisi

Ölüm oranı ilaç tedavisi nedeniyle oldukça düşüktür. İyileşme kimi zaman aylar sürebilir. Antibiyotikler aracılığıyla hastalığın tedavisinde büyük aşamalar sağlanmıştır. Lenf bezlerinin iltihaplı durumlarında cerrahi tedavi gerekebilir.

KİRPİ

HASTALIKLARI NELERDİR? TEDAVİSİ İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

Dış Parazit

Evde beslediğiniz kirpinizde en sık görülebilecek hastalıklar arasında dış paraziti yer alır. Bu hastalıkta hayvanınızın yüz çevresinde gezen parazitler meydana gelir. Bu durumda acil olarak veterinere götürülmesi gerekir.

Saçkıran Hastalığı

Oldukça yaygın hastalıklardan biri de saçkıran hastalığıdır. Bu hastalık hayvanlardan insanlara da bulaşabilir. Kirpinizin cildinde dökülmeler ve yara kabukları meydana geliyorsa mutlaka bir veterinere götürmeniz gerekir.

Solunum Rahatsızlıkları

Solunum hastalıkları, genellikle efekte olan kirpilerde meydana gelir. Kirpinizin soğuğa maruz kalmamasına dikkat etmeniz gerekir. Öksürük, hapşırık, burun akıntısı gibi durumlara veterinere götürmeyi ihmal etmeyiniz. Solunum rahatsızlıkları bu canlılarda en çok üzerinde durulan konular arasındadır. Basit tedavilerle iyileşebilecekleri gibi tedavi edilmediklerinde ölümle de sonuçlanabilirler.

Bu canlılarda görülebilen farklı rahatsızlıklar da vardır. Örneğin canlıların bağırsak problemleri yaşaması son derece sık karşılaşılabilen bir sorundur. Bu sorunun yaşanmaması için mutlaka kişilerin kirpi bakımına gereken özeni göstermesi gerekiyor. Dayanıklı gibi görünen bu canlılar beslenme ve bakım konusunda birtakım önemi gerektirirler.

Kirpi Hastalıklarında Tedavi

Farklı nedenlerden dolayı kirpilerde hastalıklar meydana gelebilir. Kirpi tedavisi de önem verilmesi gereken konular arasındadır. Tedaviler hastalığın çeşidine göre yapılır. Solunum yolları rahatsızlıkları için antibiyotik tedavisi, parazitlere ilaç tedavisi, cerrahi müdahaleler de yapılabilir. Veterinerin uyguladığı tedavileri en doğru şekilde yapması önemlidir.

Kirpinizin daha uzun süre sağlıklı yaşaması için tedavilerini aksatmamanız gerekir. Hastalığı olmasa da mutlaka rutin muayenelere götürebilirsiniz. Evde beslediğiniz kirpinin yanı sıra yolda bulduğunuz halsiz ve yorgun kirpileri korunaklı bir bölgeye koyduktan hemen sonra su verebilirsiniz. Ulaşabileceği yere bir miktar yiyecek bırakarak veterinerden yardım isteyebilirsiniz.

Tedavileri aşamasında doğru beslenme de önemlidir. Bu canlıların beslenme periyotlarında olması gereken gıdaların kesinlikle ihmal edilmemesi gerekiyor. Yaşadıkları hastalıklar türlerine göre de farklılık gösterebiliyor. Kirpilerde birçok farklı tür vardır. Bu türler; Hint oklu kirpiler, uzun kulaklı kirpi türleri, Malaya Kirpisi, Atelerik, Pigme Kirpisi, Batı Avrupa Kirpisi olmak üzere sıralanabilir.

Genel olarak hepsi kirpi olarak değerlendirilse de hepsinin farklı yaşam alanları vardır ve bu yaşam alanlarına göre beslenmeleri, bulundukları ortam özellikleri farklılık gösterebilir.

TAVŞAN

HASTALIKLAR NELERDİR? NELER YAPILMASI GEREKİR?

İshal

            1-Enfeksiyon Kaynaklı İshal

Enfeksiyona bağlı gelişen ishallerde ishale neden olan bakteri, virüs ve parazit gibi organizmalardır. Bu durumda tavşanda ishalle birlikte başka hastalık belirtileri de gözlemlenebilir. Tavşanın ateşi çıkar, yemek yemez, su içmez, halsizlik durumu vardır. Kafesinin bir köşesinde hareketsiz olarak durur. Tavşan da böyle bir durum ortaya çıktığı zaman hemen bir veteriner kliniğine götürmeniz gerekmektedir. Çünkü ishal ile birlikte sürekli bir sıvı kaybı vardır ve hastalığa bağlı gelişen iştahsızlık nedeniyle yemek yiyemez. Tavşanın dışarıdan hekim tarafından desteklenmesi gerekmektedir.

2-Beslenme Sorunundan Kaynaklı İshal

Beslenme hatalarına karşı oluşan ishalin nedeni ise tavşanların kendilerine uygun bir biçimde beslenmemeleridir. Burada anahtar besin maddesi selülozdur. Tavşanların beslenme tipi omnivordur. Yani otçul beslenmeleri gerekmektedir. Tavşanlar etyemezler. Bunun yanında evimize aldığımız yavrular bazen çok ufak olduklarında süt verilmesi gibi bazı yanlışlıklar ortaya çıkmaktadır. Bizim kullandığımız inek sütü ile tavşan sütü arasında çok farklılıklar vardır. Bu yüzden inek sütü verilen tavşan yavrularının sindirim sistemi bozulmaktadır. Tavşanlar inek sütü içmezler. Tavşanlarımız çok küçük olduklarından bu durumu atlatamamaktadırlar. Bu yüzden tavşanlarımıza süt vermemeliyiz.

İkinci yapılan bir yanlış da tavşanlarımızın sindirim sistemleri gelişmeden, tavşan 6 aylık olmadan yaş marul, lahana, elma, kıvırcık, havuç, domates vb sebze-meyve verilmesidir. 6 aydan sonra sürekli değil hafta 1-2 kere olmak üzere az miktarda verilebilir. Ama selüloz oranı yeterli bir pelet yem ile beslenme yapılıyorsa bu besinleri vermeye gerek yoktur. Özellikle tavşanlar 20 günlükten itibaren kuru ot, kuru yonca gibi besinlere aşırı bir ihtiyaç duyarlar ve severek tüketirler. Bu besinleri temin etmek güç olduğundan kuru yonca unlu pelet yem kullanmak en doğrusudur.

Korunma

Enfeksiyona karşı oluşan ishalleri sadece hijyen kurallarına uyarak önlem alabiliriz.

Beslenme hatalarından oluşan ishalleri engellemek de elimizdedir. Bu sebeple tavşanlarımıza uygun bir beslenme uygulamalıyız. Eğer tavşanınız ishal olmuş ise özellikle beslenmesine dikkat ediniz bol bol kuru gıdalar veriniz. Yeşillikleri yıkamadan azaltarak vermelisiniz. Tavşan ishal olduğu zaman su kaybı fazla olacağı için mutlaka su kabına su bulundurun.

Solunum Yolu

Aksırma, öksürme, burun akıntısı, ıslak burun ve ıslak gözler tavşanlarda görülen solunum yolu hastalıklarının belirtilerindendir. Bu hastalık genelde tavşan kafesinin kirli olması ya da kafesteki kalabalıktan meydan gelmektedir. Ayrıca havadaki irriten maddeler, yani deodorant, oda spreyi, toz vb. maddeler, kötü havalandırma, nem, aşırı sıcak ve diş hastalıkları bu duruma sebep olabilmektedir. Böyle bir durumda kafesi iyice temizleyin. Kuru ve tozsuz olduğuna emin olun. Düzelmediği takdirde evcil hayvanınızı veteriner hekime götürün.

Mantar

Tavşanların ayak parmaklarının kuru şekilde sertleşip kabuk bağlaması ve sürekli kaşınıp yalanması durumunda veteriner hekime götürülmesi gerekmektedir. Bu davranışlar egzama ya da mantar hastalığının habercisi olabilir. Veteriner hekimin uygun gördüğü tedaviye başlanmalıdır. Önemsenmez ise tavşanlarda mantar hastalığı ölüme kadar götürebilir.

Kulak Uyuzu

Tavşanlarda sık görülen hastalıklardan biri de kulak uyuzudur. Hastalığın etkeni “psoroptes cunucıli” isminde bir etkendir. Bu etken tavşanlar için özel bir etken olup, sadece tavşanlarda kulak uyuzuna neden olmaktadır. Tavşanın kulaklarında kahverengi kabuklanmalar şeklinde başlar. Bu kabuklanmaya müdahale edilmediği takdirde çoğalır. Evcil hayvanınızı kulak uyuzundan korumak için dış parazit bakımı yaptırmalısınız. Bu uygulama ideal olarak her 3 ayda bir yaptırılmalıdır.

Diş Hastalıkları

Tavşanlar bilindiği üzere kemirgen hayvanlardır. Bu yüzden diş sağlıkları oldukça önem arz etmektedir. Tavşanları diğer kemirgenlerden ayıran bir özellik de dişlerinin sürekli olarak uzamasıdır. Gelişimin çağındaki bir tavşanın ise çene yapısı hayatının geri kalan kısmındaki beslenmesine direkt olarak etki eder. Dişlerin sürekli olarak uzaması da tavşanlarda kemirme iç güdüsünü ortaya çıkarır. Bu kemirme ile düzenli olarak ön dişlerin kullanılmasında aşınma devam ederken arka dişlerindeki aşınma işlemi gerçekleştirilemez. Böylelikle arka dişlerde uzama görülür. Bunun sorununca ise çene tam olarak kapanmaz. Çenenin tam olarak kapanmamasına bağlı olarak zaman içerisinde ön dişlerde gerekli olan kemirme pozisyonunu kaybeder. Ön dişler de arka dişler gibi sürekli olarak uzar. Üst dudak-alt dudak ve damağa baskı uygulayarak buralarda yaralanma görülür. Böyle bir durumda ise tavşan yem ve su ihtiyacını karşılayamaz.

ÇİNÇİLLA

HASTALIK NELERDİR? NELER YAPILMASI GEREKİR?

Hastalıklara karşı dirençli bir hayvandır. Tüyleri son derece sık olduğundan, vücutlarında parazit barınması mümkün değildir. Hastalık belirtileri genel olarak beslenmede azalma, gözlerde çapaklanma ve dışkı atımında azalma şeklinde fark edilir. Çinçilyanın bilinen salgın hastalığı yoktur ve hastalıktan kaynaklanan toplu ölümler yaşanmaz.

SİNCAP

HASTALIKLARI NELERDİR? TEDAVİSİ İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

Yavru ve yetişkin sincaplarda genetik faktörlere ya da beslenme durumuna göre bazı sincap hastalıkları meydana gelebilir. Sincabınız hastalandığı taktirde bir veterinerden destek alabilirsiniz.

Zatürre Hastalığı

Sincaplarda soluk borusunun tıkanma durumu zatürre hastalığına yol açabilir. Sürekli olarak solunum yapan ve hırıltılı bir ses çıkartan sincaplarda büyük ihtimal zatürre meydana geldiğini anlayabilirsiniz. Burundan akıntı ve halsizlik gibi durumları da gözlemleyerek bir veterinere götürebilirsiniz. Bu canlılarda aynı zamanda iştahsızlık görülmesi de zatürree belirtisidir.

Soluk Borusu Tıkanması

Daha çok yavru sincaplarda meydana gelen hastalıklardan biri soluk borusunun tıkanması durumudur. Katı ya da diğer besinler yemek borusundan geçmesi yerine soluk borusuna kaçabilir. Yavru sincapların beslenmesinde şırınga kullanıldığından dolayı daha sık meydana gelir. Bu nedenle beslenmenin oldukça dikkatli hareketlerle yapılması gerekir.

Sincaplarda Soluk Borusu Tıkanmasında Ne Yapılmalıdır?

Sincaplar doğada pek çok besini tüketebilen canlılardandır. Daha çok sert ve kabuklu beslendiklerinden dolayı diş ve çene yapıları güçlüdür. Ceviz, fındık, tomurcuk, badem, mantar, ağaç tohumları ve kabuklu besinleri tüketirler. Otobur besinleri tüketmeyi seven sincaplar, yiyeceklerini saklayarak tüketirler. Evinizde besleyebileceğiniz sincabınız için tek bir besin türü ya da kabuklu yiyeceklerden verebilirsiniz.

Bu canlılarda beslenmeye bağlı olarak birtakım hastalıkların görülmesi de sık karşılaşılan durumlar arasındadır. Canlıların soluk borularında tıkanmalar meydan gelebilir. Bu tarz bir sorun özellikle akışkan ya da katı cisimler soluk borularına kaçtıklarında ortaya çıkar. Yavru bir sincabı beslerken biberon ya da püre tarzı besinlerle beslemek daha doğrudur.

Soluk borusunda tıkanma meydana gelmiş ise mamayı bitirmesini beklemeyin. Kaçmaması için sıkıca kavrayın ve yüzü yere bakacak bir durma getirin. Sıvının ya da diğer cisimlerin çıkması için biraz aşağı doğru eğin. Soluk borusuna kaçan her ne ise sonrasında şokun atlatılmasını bekleyin.

Sincap Hastalığı Tedavisi

Sincaplarda meydana gelen hastalıkların tedavisinin yapılması daha uzun süre yaşaması adına önem taşır. Sincap tedavisi, evcil hayvanınız için bir veteriner tarafından yapılması daha doğrudur. Bakteriyel enfeksiyon geçiren sincaplarda stres en önemli nedendir.

Bu nedenle sincabınızın yaşadığı alanda yer alan oyuncak ya da eşyalara ayrı önem vermeniz gerekir. Bakteriyel enfeksiyonlar antibiyotik yardımı ile tedavi edilebilir. En doğru şekilde tedavi olması için mutlaka bir veterinerden yardım alınması gerekir.

Veterinerin sizlere verdiği bilgilere göre yeniden hastalık geçirme olasılığında tedavisini kendiniz yapabilirsiniz. Tedavi ve bakımını düzenli olarak yaptığınız sincabınızı ev ortamına kolaylıkla alıştırabilir ve sıkı dostluk bağı kurabilirsiniz.

KUNDUZ

HASTALIKLARI NELERDİR? TEDAVİSİ İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

Vahşi hayvan türlerinden biri olan kunduzların yakalanma olasılığı en yüksek olan kunduz hastalıkları şunlardır.

Kabızlık ve İshal

Gerekli olan kunduz bakımı ve beslenmesi doğru bir şekilde yapılamadığı takdirde kabızlık en çok rastlanan hastalıklardan birisidir. Kendilerini sıkmaya başladıklarında, kabız oldukları çok net bir şekilde anlaşılır. Bol bol sıvı tüketmeyi seven kunduzlar, sıvılardan tiksinmeye başladığında da kabız olduklarını kolaylıkla anlayabilirsiniz.

Yakalanma olasılığı en yüksek olan bir diğer hastalık türü ise ishaldir. Özellikle de yavru olanlarda bu hastalık daha fazla meydana gelir. Doğru beslenmediklerine ve çok fazla hazır gıdalar tükettiklerinde, bağırsakları bunu kaldıramaz ve kısa sürede bozulma yaşarlar. İshal olduklarında yerlerinde duramaz, daha fazla aktif olurlar. Özellikle de ateşleri yükselir.

Solunum Hastalıkları

Nezle ve grip gibi hastalıklar da en çok rastlanılan hastalıkları arasındadır. Bu tür insancıl hastalıklar kunduzlarda sık sık görülen hastalıklar arasında yer alıyor. Burunlarında ve gözlerinde akıntı meydana gelir. Baş ağrısı yaşadıkları için yerlerinde duramaz ya da gereğinden fazla uyuduklarına şahit olabilirsiniz.

Hantavirüs

Kunduzlar, sincap ve fare familyasıyla yakından ilişkilidir ve en çok rastlanılan bir diğer hastalık ise hantavirüsüdür. Üstelik bu hastalık hem diğer hayvanlara hem de insanlara da bulaşma özelliği taşır. Bu nedenle tespit edildiği andan itibaren doğru bir kunduz tedavisi yapılmalı ve profesyonel bir uzmandan destek alınmalıdır.

Boşaltım Sistemi Hastalıkları

Beslenme ve düzensiz uyku sonucunda meydana gelen hastalıklardan biri de boşaltım sistemi hastalıklarıdır. Boşaltım sisteminde hızlı ya da yavaş çalışma meydana geldiğinde kunduzlar da ıkınma durumu oluşur. Kendilerini iki büklüm hale getirir ve çok sık ve yoğun şekilde terleme yaşarlar. Tıpkı bir havuza girmiş ve yüzmüş gibi bir görünüme sahip olduklarında aşırı terlediklerini ve boşaltım sisteminde bir sorun olduğunu anlayabilirsiniz.

Susuzluk

Kunduzların en sık rastladığı hastalıklardan biri de susuzluk hastalığıdır. Bu hastalıkta ateşleri yükselir ve su dengesini kaybettikleri anlaşılır. Bu durumda sık sık sulu gıdaların verilmesi gerekir.

Diş Tümörü ve Halsizlik

Kunduzlar da tıpkı sincaplar gibi kemirgen familyadan gelirler. Dişlerinin sık sık kemirme sayesinde aşınması gerekir. Yeterli ve doğru kemirme yapamadıklarında aşınma oluşmaz ve dişlerinde tümörler meydana gelir.

Vücutlarının herhangi bir yerinde hafif bir ağrı olduğunda dahi halsizlikle mücadele etmeye çalıştıklarını anlayabilirsiniz. Bu halsizlik, vücutlarında bir bakteri bulunduğuna ve bu bakterinin giderek çoğalarak baş ağrısı ya da farklı alanlarda ağrı oluşturduğuna da kanıt niteliği taşır.

Kunduz Tedavisi

Kunduzlar vahşi doğanın etkileyici canlıları olsa da son derece hassas da olabilirler. Bu sevimli canlılar hastalandıklarında uzman bir veteriner kontrolü gerekebilir. Genelde dayanıklı gibi görünseler de yaşadıkları tümör ya da bağışıklık sistemi problemlerinde kesinlikle uzman desteği gereklidir. Susuzluk gibi problemler amatör şekilde giderilebilse de bazen cerrahi uygulamalar da gerekebiliyor. Kunduz tedavisi farklı şekillerde yapılabilmektedir.

HAMSTER

HASTALIKLARI NELERDİR? NELER YAPILMASI GEREKİR?

Nezle ve Grip

Hamsterler nezle ve gribi genelde insanlardan kaparlar. Roka ve vitaminli yemler ile bu hastalıktan koruyabilirsiniz. Geçici hastalıklardır, eğer bu hastalık onun iyileşmesi için gösterdiğiniz çabalarla da düzelmezse (3hafta-1ay) veterinere mutlaka götürün. Her hapşırma grip belirtisi değildir. Bazen burnu kaşındığında veya toz yuttuğunda da doğal olarak hapşırabilir.

Tümörler-Kanserler

Tümör ve kanserler daha çok yaşlı hamsterlarda görülür. Kanser riski dişi hamsterlarda erkek hamsterlara göre daha çok görülür. İç organlarda görülen iç tümörlerin tedavisi oldukça zordur. Dış tümörlerin tedavisi ise bazı durumlarda mümkün olabilmektedir. Hamsterlarda tümörler enfeksiyonlu yaralarla karıştırılabilir. Tümörle birlikte tüy kaybı, uyuşukluk, zayıflama ile birlikte olur ama her zaman değil. Hamsterın vücudunda bir şişkinlik görüldüğünde hemen veterinere gidilmelidir; çünkü erken teşhis çoğu zaman tümibi belirtiler ortaya çıkar.

Stres

Hamsterler yuvalarından uzaklaşma, kafeslerinin çok sık temizlenmesi ya da oyuncaklarının olmaması sebepleriyle strese girebilir. Bu konuya da dikkat etmeliyiz.

Şok

Şok birçok nedenden dolayı ortaya çıkabilir. Bazen Hamster yüksek bir yerden düştüğünde ya da yaralandığında bazen de nedeni belirlenemeyen zamanlarda şoka girebilir. Şok durumunda sessizdir, topallayabilir, afallamış durumdadır, kalbi çok hızlı atar. Bu durumda onu elinize alıp hafif hafif elinizi vücuduna sürtün böylece kan dolaşımını kolaylaştırmış olursunuz. Ardından onu sıcak ve mümkünse karanlık ve sessiz bir odaya alın. Eğer bir kaç saat içinde kendine gelmezse bir veterinere götürün.

Böbrek Hastalıkları

Hamster’larda en sık rastlanan böbrek hastalığı CPN (chronic progressive nephrosis) olarak bilinen kronik nefrozis’tir. Bu hastalıkta böbrekler büyür ve idrarda çok miktarda protein bulunur. Düşük protein içeren diyetlerle beslenme uygulanması, vücuda giren kalori miktarının azaltılmasıyla hastalık kontrol altına alınabilir. Bu hastalığın yanı sıra hamsterlarda “amyloidosis” olarak bilinen ve böbreklerde protein birikmesine bağlı böbrek fonksiyonlarının azalması da sık olarak karşılaşılan bir böbrek rahatsızlığıdır. Bunlara ilave olarak değişik tümörlerin böbreğe yerleşmesiyle de hamsterlarda böbrek hastalıkları ortaya çıkabilmektedir. Hamsterlarda böbrek hastalıklarının en göze çarpan belirtileri şunlardır:

İştahsızlık

Aşırı su içme ve çok miktarda idrar yapma

İdrar yapma sırasında zorlanma ve ağrı belirtileri

Kilo kaybı

Dehidrasyon (vücutta su kaybı) olarak sayılabilir.

Hamsterlarda böbrek hastalıklarının teşhisi için veteriner hekiminizin yapacağı fiziksel muayene ve sizden alacağı hastalığın geçmişine ait bilgilerin yanı sıra; kan ve idrar analizleri ve röntgenle görüntüleme teknikleri yardımcı olacaktır. Bunun yanı sıra gerekli görülürse endoskopi, ultrason ve böbrek biopsisi de teşhis için gerekli olabilmektedir. Hastalığın tedavisinde veteriner hekiminizin belirleyeceği sıvı tedavileri ve beslenmeyle ilgili diyet uygulamaları hayati önem taşımaktadır. Böbrek hastalığına yol açan asıl sorunun tespit edilmesi ve ortadan kaldırılmasıyla hastalık kontrol edilebilir. Eğer hastalığın enfeksiyon etkenleriyle ilişkisi varsa uygun ilaçlarla onların da tedavileri yapılmalıdır. Düzenli olarak tahlillerin tekrarlanması, uygun ve sağlıklı bir ortamda bakılması ve düşük protein ve enerji içeren diyet uygulanmasıyla hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması böbrek hastası hamsterınızın ömrünü uzatacaktır.

İshal

Çok sulu yiyecekler, bol sıvı alma gibi nedenlerden kaynaklanır. Eğer Hamsterınızın ishal olduğunu görürseniz katı gıdalar ile onun iyileşmesini sağlayabilirsiniz. İshalle birlikte dehidrasyondan dolayı hamsterlerin suya gereksinimi daha çok olur. İshal boyunca suyunu kesinlikle eksik etmeyin. İshalde ağır koku, kan görürseniz mutlaka veteriner hekime göstermelisiniz.

Diş Sorunları

Tüm kemirgenlerin dişleri hayatları boyunca uzar. Çoğu hamster sahibi hamsterının dişlerine baktığında uzunluğu karşısında şaşırarak genellikle törpülenmeye ihtiyacı olduğunu düşünür. Ancak bu son derece yanlıştır.

Bazen dişleriyle sert objeleri, dalları, yiyecekleri kemirirken hamsterların dişleri kırılabilir. Ağzın içinde ya da çevresinde belirgin kan kırılmış bir dişin habercisi olabilir. Hamsterın bir ya da birkaç dişini kaybetmesi hem diğer dişlerin de kısaltılmasını hem de beslenme programının değiştirilmesini gerektirecektir. Haşlanmış patates, değişik sebze ve meyve püreleri hatta bebek mamalarına ağırlık vermeniz hamsterınızın rahatsızlık çekmeden yemek yiyerek yaşamına normal olarak devam etmesini sağlayacaktır.

Tırnak Sorunları

Yeteri kadar hareket eden bir hamsterda nadiren aşırı uzun tırnaklarla karşılaşır. Genellikle uzun tırnaklar hamsterınız yaşlanınca ya da daha az aktif hale gelince ortaya çıkacaktır.

Eğer tırnaklar arkaya doğru kıvrılarak uzamaya başladıysa ve deriye batıyorsa hamsterınızın tırnakları fazlasıyla uzamış demektir. Hamsterınızın tırnaklarının sadece kıvrılmış kısmının ucundan bir tırnak makasıyla kestiğinizde zaten kendisi gereken düzeltmeyi yapacaktır. Kafesin tabanına su zımparası adı verilen çok ince bir zımparayı 3-4 gün koymanız tırnaklarını törpülemesine yardımcı olacaktır.

Wet Tail (Islak Kuyruk)

Hamsterlarda en fazla görülen, bulaşıcı ve ciddi bir hastalıklardan biridir. Çoğunlukla strese bağlı olarak, kötü beslenme, çevresel değişiklikler, erken sütten kesilme, kirli kafesler ve kalabalık kafeslerde görülür. Yetersiz ve kalabalık taşıma kalıplarına konulması genç hamsterları strese sokabilir özellikle annesinden yeni ayrılma travması da yaşıyan hamsterlarda sık görülür. En belirgin özelliği ise hamster uyuşuk ve kambur pozisyonda oturur, midesinden rahatsızdır.

Wet tail bakteriyel bir enfeksiyon olmakla birlikte çoğunlukla ishalle karıştırılır. Wet taillede kuyruk bölgesinin üstü ve anüs çoğunlukla nemlidir ishaldeyse çoğunlukla kötü hakim olur nemli bölge anüs çevresinde toplanır.

Belirtilerin göstermesi 7 gün alabilir bazen ölümcül sonuçlara neden olabilir, hamster çoğunlukla yemeyi ve içmeyi reddeder. Eğer kafeste diğer hamsterlar varsa diğerlerine bulaştırabilir .

Wet tail, syrian hamsterlara özgü bir hastalıktır dwarf hamsterlarda (gonzales) bu hastalık görülmez. Korunmak için kafesi 2-3 günde bir temizlemek ve veteriner yardımıyla antibiyotik tedavisi uygulamaktır. Ciddi bir hastalık olduğu için veterinere götürmeniz gerekir.

KÖPEK

KÖPEKLER NEDEN KUSAR? KÖPEK KUSMASINA ALINACAK ÖNLEMLER NELERDİR?

Köpek sahiplerinin köpekleriyle ilgili en çok endişelendiği konulardan biri sevimli dostlarının kusmalarıdır. Bilindiği gibi köpekler, kediler gibi kendilerini yalayarak temizleyen canlılar değildirler. Bu nedenle tüy yutma problemi onlarda görülmez ve bu sebepten ötürü kusmazlar. Köpeklerin kedilere nazaran çok daha sağlam bir mideleri vardır ve kusma köpeklerde önemlidir. Çünkü köpekler, yiyecekler konusunda çok seçici değildir ve bozuk yiyecekler ile zararlı yiyecekleri de ayırt etmeden yiyebilirler. Fakat yediklerini diğer canlılara göre daha kolay sindirebildiği için eğer kusuyorlarsa bunun önemli bir nedeni olabilir. Ama unutmayın ki her canlı gibi köpekler de kusabilir ve bunun nedeni sadece çok yemiş olmalarıdır ya da yedikleri gıdaların onları rahatsız etmesi de mümkündür. Dikkat etmeniz gereken nokta, köpeğinizin kusmasının aralıklarla ya da sürekli olarak tekrar etmesidir. Hele de köpeğinizin kusmuğunda kan varsa durum çok ciddi demektir.

Köpekler, mide sorunlarının yanında güneş çarpmalarında, herhangi bir enfeksiyon kaptıklarında, bağırsak parazitleri olduğunda, üşüttüklerinde kusarlar. Herhangi bir hastalığa yakalanmadığı halde kusuyorsa bunun nedenleri oldukça basit olabilir. Örneğin, günü geçmiş yemekler köpeğinize dokunmuş olabilir ya da köpeğiniz kemik benzeri sert bir nesneyi vücudundan atmaya çalışırken kusabilir. Beklemediğiniz biçimde köpeğinizin kusma sebebi yabancı bir maddeyi yutması da olabilmektedir. Mide sindiremediği her şeyi kusma eğilimde olup sistemi koruma yönelik davranacak ve kusma gerçekleşecektir. 

En zararsız haliyle köpeğiniz, çok mama yediği ya da mamaları hızlı yediği için de kusabilir. Köpeklerin kusmasının bir başka sebebi de deniz suyudur. Köpekler, denize girdiklerinde tuzlu su yuttukları için rahatsız olurlar ve kusarlar. Kusma aynı zamanda bir korku emaresi olarak da görülebilir ve araba tutması gibi nedenlerle de köpeklerde kusma görülebilir.

Köpeklerde Kusma Problemine Karşı Alınacak Önlemler

Köpek sahiplerinin yapması gereken, köpek kustuğu anda kusmuğuna bakıp yabancı bir madde, ot ya da sert bir gıdanın olup olmadığını anlamaya çalışmaktır. Bu, köpeğin kusma nedenini de ortaya koyar. Köpeğiniz parçacıklı ve az miktarda kusuyorsa bilmeniz gereken şey, yediği şeyin ona dokunduğudur. Bu durum gıdaların gününün geçtiğinin ya da köpeğin çok hızlı ve fazla gıda tükettiğinin işaretidir. Bu durumda köpeğinizi gözlemledikten sonra sindiremediği gıdaları ona vermemeniz ve mama porsiyonlarını azaltmanız gerekir. Aslında köpeklere kaliteli köpek mamaları dışında ek gıda vermeniz önerilmez.

Köpeklerde yemek sonrası yapılan yoğun egzersiz de kusmaya neden olabilir. Köpeğinizin egzersiz saatlerini değiştirip yemek sonrasında mamayı sindirebilmesi için ona zaman tanımak sorunu çözecektir.

Fakat köpeğinizin kusmuğunda kan varsa veya kusma iki gün boyunca tekrarlanıyor ve köpeğiniz halsizlik, kilo kaybı gibi hastalık belirtileri de gösteriyorsa mutlaka veterinerinizden yardım almanız gerekir.

KÖPEKLERDE EV İÇİ TUVALET EĞİTİMİ NASIL OLUR?

Köpekler; size olan bağlılıkları ve sadakatleri, sevimlilikleri ve içtenlikleriyle çok güzel canlılardır. Bir köpekle yaşamanın birçok avantajı olsa da dezavantajları da bulunur. Köpek sahiplenmede en büyük problem tuvalet ihtiyacının karşılanmasıdır. Köpekler, kediler gibi ilk seferde tuvaletlerini yapmaları gereken yeri öğrenemezler. Bunun için eğitilmeleri gerekir. Bu eğitim, köpeğinizin eve geldiği ilk andan itibaren başlatılmalıdır. Yoksa köpeğiniz evde bulduğu her yere tuvaletini yapabilir. Köpekler, kedilerden farklı olarak kendilerini temizleyen, hijyen düşkünü canlılar olmadıkları için tuvalet eğitimleri kolay değildir. Bu konuda köpek sahiplerinin son derece sabırlı olması, evcil dostlarına zaman tanımaları ve tuvalet kazalarına hazırlıklı olmaları gerekir.

Ev İçi Tuvalet Eğitiminde Yaş Önemlidir

Köpeğinizin tuvaletini yapacağını yeri ev içinde belirlediyseniz, ona vereceğiniz tuvalet eğitiminin ilk belirleyicisi köpeğinizin yaşıdır. Eğer köpeğiniz yavruysa verilecek eğitim belli açılardan daha kolaydır. Çünkü köpeğiniz sizden önce herhangi bir eğitim almadığından ev düzenine alışması daha rahat olacaktır. Fakat yavru köpekler komut almaya henüz alışmadıklarından öncelikle sizi dinlemesini öğrenmeleri gerekir. Eğer köpeğiniz sizden önce başka bir evde ya da sokakta yaşadıysa alışkanlıklarını devam ettirmek isteyecektir. Ama yetişkin köpekler yavru köpeklere göre komutları uygulamak konusunda daha iyidirler.

Tuvalet Yapacağı Alanı Hazırlayın

Köpek sahipleri genellikle evlerindeki ikinci tuvaleti ya da teras, balkon gibi alanları köpek tuvaleti haline getirmekten yanadırlar. Bu belirlediğiniz alanı köpeğinizin de benimsemesi için eve geldiği ilk andan itibaren köpeğinize gösterin. Köpeğiniz eve ilk gelişinde evin kendi yaşam alanı olduğunu belirlemek için işeme davranışında bulunacaktır. Bunu anladığınız anda onu hemen tuvalet alanına götürün ve tuvaletini yapana kadar başka bir yere gitmesine izin vermeyin. Tuvaletini yaptığında ona hemen bir ödül verin ve onu sevin. Bu tuvalet alanına mutlaka gazete kâğıdı, köpek kumu ya da köpek tuvalet pedi yerleştirin ve tuvaletini bu materyallerin üzerine yapmasını sağlayın. Köpeğinizin kirli materyali koklamasına izin verin ve bu materyalleri ikinci tuvalet ihtiyacına kadar temizleriyle değiştirmeyin. Böylece ikinci kez tuvaletini yapmaya geldiğinde kendi dışkı ve çişinin kokusunu alan köpek buranın tuvalet alanı olduğunu yavaş yavaş anlamaya başlayacaktır.

Tuvalet Alanı Dışındaki Her Yeri Hijyenik Hale Getirin

Köpekler, eşsiz koku alma duyuları sayesinde nereye tuvaletlerini yapacaklarını belirlerler. Yani köpeğiniz evin herhangi bir yerine tuvaletini yaptığında, orayı temizleyip kokuyu gidermezseniz aynı yere tekrar tuvaletini yapmaya çalışacaktır. Dolayısıyla köpeğinizin tuvalet alanı dışında hiçbir yerden kötü koku almaması gerekir. Tuvalet ve banyo gibi sizin kullandığınız alanlardan koku aldığı sürece oralara dışkılama eğiliminde olabilirler. Bu alanların kapısını kapalı tutun ve köpeğinizin kesinlikle buralara girmesine izin vermeyin. Ev içinde çöp bulundurulması da köpeğinizi tetikleyen bir unsurudur. Bunun için çöplerinizi ev dışında balkon, bahçe gibi alanlarda biriktirmeniz yararınıza olacaktır. Kendi tuvalet alanı dışında her yerin temiz ve kokusuz olduğunu gören köpeğiniz zamanla evin içinde başka bir yere tuvaletini yapmaması gerektiğine koşullanacaktır. 

Köpeğinizi İyi Gözlemleyin

Köpekler, mama yedikten kısa bir süre sonra tuvalet ihtiyacını karşılamak isteyecektir. Bu nedenle mama yedikten ve suyunu içtikten hemen sonra onu tuvalet alanına götürün ve tuvaletini yapana kadar bekleyin. Tuvaletini doğru yere yaptığında onu mutlaka ödüllendirin. Yanlış yere yaparsa onu kısa komutlarla uyarın ve asla ceza vermeyin. Tuvalet eğitimi sürecinde gözünüz hep evcil dostunuzun üzerinde olsun. Alışkanlıklarına bağlı canlılardır ve benzer durumlara aynı tepkileri verirler. Köpeğinizin tuvaleti geldiğinde de hep aynı hareketlerde bulunacaktır. Bu nedenle tuvalet ihtiyacı geldiğinde nasıl davrandığını, hangi hareketleri yaptığını iyi gözlemleyin. Onun kolaylıkla ulaşabileceği bir yere konuşlandırdığınız tuvalet alanına gidene kadarki davranışlarına bakın. Aynı davranışları tekrarladığı an onu bu tuvalet için belirlediğiniz yere hemen götürün. Köpekler her zaman tuvaletleri geldiğinde dışkılayıp çiş yapmazlar. Bazen ilgisiz kaldıklarında ya da hasta olduklarında tuvaletlerini yaparlar.

Sağlıkları yerindeyse ve sizden yeterinde ilgi ve sevgi görüyorlarsa köpekler tuvalet eğitimine olumlu cevap verirler. Eğitiminize rağmen evin herhangi bir yerine tuvaletlerini yapıyorlarsa ona karşı davranışlarınızı tekrar gözden geçirin. Böylece kısa sürede ona tuvalet eğitimi vererek ilişkinizi sağlıklı bir şekilde yürütebilirsiniz.

KÖPEKLERİ PİRELERDEN VE KENELERDEN NASIL KORURUZ?

Pireler ve keneler sinir bozucu zararlılardan olmaktan daha fazlasıdır. Köpekleriniz için gerçek sağlık sorunlarına neden olabilirler. Ancak bazı basit adımlarla tüylü arkadaşlarınızı bu parazitlerden korumaya ve bundan kaynaklı herhangi bir rahatsızlığa yakalanmasını önlemeye yardımcı olabilirsiniz.

Pire ve Keneler İçin Koruyucu Önlemleri Yıl Boyunca Devam Ettirin

Pireler ve kenelerin yaz aylarında daha yaygın olduğu doğru olsa da bazıları kış aylarında da iç mekanlarda hayatta kalabilirler. Soğuk iklimlerde bile. Bu nedenle, birçok veteriner, evcil hayvanları korumak için yıl boyunca önleyici tedbirler önerir. Evcil hayvanınızın bireysel ihtiyaçlarını karşılamak ve en iyi ürünü seçmek için veterinerinize danışın.

Son Kullanma Tarihi Geçmiş Ürünleri Kullanmayın

Eski ürünler, özellikle de son kullanma tarihlerini geçen ürünler etkinliğini kaybedebilir. Hatta köpeğinizin cildine zarar verebilir. Bu nedenle kullandığınız ürünün son kullanma tarihini kontrol edin.

Düzenli Olarak Pire ve Kene Kontrolü Yapın

Sizin ve köpeğinizin kenelerin olabileceği ortamlarda bulunduğunuzu düşünüyorsanız hem kendinizi hem de köpeğinizi kontrol edin. Tüylü dostunuzun kulak arkalarını, bacaklarını ve gövdesinin alt kısımlarını kontrol edin. Kenelerden bulaşabilecek hastalıkları önlemenin en iyi yolu keneyi olabildiğince erken uzaklaştırmaktır. Uzaklaştırma işlemini veteriner hekiminizin yaptığından emin olun. Ayrıca uyuşukluk, topallama veya iştah kaybı gibi herhangi bir değişiklik için evcil hayvanınızın davranışlarını sürekli izlemeniz gerekir.

Köpeğinizin Bakımlarını Ertelemeyin

Evcil hayvanınıza bakım yapmak onunla vakit geçirmek için harika bir yoldur. Ayrıca herhangi bir rahatsızlığı varsa bunu fark edebilmek için doğru bir zamandır. Sevimli dostunuzu tararken tarağa takılabilecek kene ve pireleri kolaylıkla tespit edip, gereken önlemleri alabilirsiniz.

Pire ve Kenelerin Sebep Olabileceği Hastalıklar

  • Köpeklerde pire alerjisi dermatiti, pire tükürüğüne karşı alerjik bir reaksiyondur. Kaşıntı, iltihaplanma ve tüy dökülmesine neden olabilir.
  • Aşırı pireye maruz kalmış küçük ırk köpeklerde kan kaybı, soluk diş etleri, halsizlik ve yorgunluk içeren anemi oluşabilir.
  • Pireler tenyalara sebep olabilirler. Evcil hayvanınızın anüsünün çevresinde kaşıntı olduğunu fark ederseniz veya anüsünün etrafında veya dışkısında pirinç gibi bir şey fark ederseniz veteriner hekiminize başvurun.
  • Lyme hastalığı, ülkenin belirli bölgelerinde kene ile bulaşan en büyük tehditlerden biridir ve evcil hayvanlarda şişlik, topallık, iştahsızlık ve ateşe neden olabilir.

MUTLAKA YAPTIRMANIZ GEREKEN 10 KÖPEK AŞISI nelerdir?

  1. Bordetella Bronchiseptica

Bu çok bulaşıcı bakteri şiddetli öksürük, boğmaca, kusma ve nadir durumlarda nöbet ve ölüme neden olur. Enjekte edilebilir ve nazal sprey aşıları mevcuttur. 

Köpeğiniz büyüdüğü zaman köpek gezdirme parklarına götürüp sosyalleştirmeyi düşünüyorsanız bu aşıyı yaptırmanız gerekebilir.

  • Köpek Distemperi(Gençlik Hastalığı)

Distemper, enfekte bir hayvandan solunum, gastrointestinal (GI) ve sinir sistemlerine saldıran bir virüsün neden olduğu ciddi ve bulaşıcı bir hastalıktır. Virüs aynı zamanda ortak gıda ve su kapları ve ekipmanları ile bulaşabilir. Göz ve burun akıntısı, ateş, öksürük, kusma, ishal, nöbetler, seğirme, felç ve sıklıkla ölüme neden olur. Bu hastalık eskiden “sert ped” olarak biliniyordu çünkü ayak tabanının kalınlaşmasına ve sertleşmesine neden oluyor.

Distemper için bir tedavi yoktur. Tedavi, destekleyici bakım ve ikincil enfeksiyonları önleme, kusma semptomlarını kontrol etme, nöbetler ve daha fazlasından oluşur. Hayvan semptomlardan kurtulursa, köpeğin bağışıklık sisteminin onunla savaşma şansı olması umulur. Enfekte köpekler virüsü aylarca tutabilir.

  • Köpek Hepatiti

Bulaşıcı köpek hepatiti, karaciğeri, böbrekleri, dalağı, akciğerleri ve etkilenen köpeğin gözlerini etkileyen oldukça bulaşıcı bir viral enfeksiyondur. Karaciğerin bu hastalığına, insan hepatit formu ile ilgisi olmayan bir virüs neden olur. Semptomlar hafif ateş ve mukoza zarının tıkanıklığından kusma, sarılık, mide büyümesi ve karaciğer çevresindeki ağrıya kadar değişir. Birçok köpek hastalığın hafif formunun üstesinden gelebilir, ancak şiddetli form öldürebilir. Tedavisi yok, ancak doktorlar semptomları tedavi edebilir.

  • Köpek Parainfluenza

Köpeklerde öksürüğe neden olan ve huzur bozan bir hastalıktır.

  • Koronavirüs

Köpek korona virüsü, insanlarda COVID-19’a neden olan aynı virüs değildir. COVID-19’un köpekler için bir sağlık tehdidi olduğu düşünülmemektedir ve köpekleri hasta ettiğine dair bir kanıt yoktur. Köpek koronavirüsü genellikle köpeklerin gastrointestinal sistemlerini etkiler, ancak solunum yolu enfeksiyonlarına da neden olabilir. Belirtiler arasında iştah kaybı, kusma ve ishal gibi birçok semptomları bulunur. Doktorlar bir köpeği sulu, sıcak ve rahat tutabilir ve bulantıyı hafifletmeye yardımcı olabilir, ancak hiçbir ilaç korona virüsleri öldürmez.

  • Köpeklerde Kalp Kurdu Hastalığı (Dirofilariyaz)

Yavru köpeğiniz yaklaşık 12-16 hafta arasında olduğunda, veterinerinizle kalp kurdu önleyici tedavi başlatma hakkında konuşun. Bu durum için bir aşı olmamasına rağmen, veterinerinizin reçete edeceği düzenli ilaçlarla önlenebilir.

Adı açıklayıcıdır. Bu solucanlar kalbin ve pulmoner arterlerin (akciğerlere kan gönderen) sağ tarafında kalır, ancak vücudun geri kalanından geçebilir ve bazen karaciğer ve böbrekleri istila edebilirler. Solucanlar 14 inç uzunluğa kadar büyüyebilir ve birlikte kümelenirse organları bloke edebilir ve yaralayabilir.

  • Leptospirosis

Bu listedeki çoğu hastalığın aksine, Leptospirosis bakterilerden kaynaklanır ve bazı köpekler hiçbir belirti göstermeyebilir. Leptospiroz dünya çapında toprakta ve suda bulunabilir. Zoonotik bir hastalıktır, yani hayvanlardan insanlara yayılabilir. Semptomlar ortaya çıktığında ateş, kusma, karın ağrısı, ishal, iştahsızlık, şiddetli halsizlik ve uyuşukluk, sertlik, sarılık, kas ağrısı, kısırlık, böbrek yetmezliği (karaciğer yetmezliği olan veya olmayan) içerebilir. Antibiyotikler etkilidir ve ne kadar çabuk verilirse o kadar iyidir.

  • Köpeklerde Lyme hastalığı

Lyme hastalığına maruz kalan insanların sıklıkla gördüğü ünlü “boğa gözü” döküntülerinin aksine, köpeklerde böyle bir belirti belirtisi ortaya çıkmaz. Lyme hastalığı (veya borreliosis), spiroket adı verilen bir bakteri türünün neden olduğu bulaşıcı, kene kaynaklı bir hastalıktır. Keneler yoluyla bulaşan, enfekte bir köpek genellikle topallamaya başlar, lenf düğümleri şişer, sıcaklığı artar ve yemeyi bırakır. Hastalık, diğer şeylerin yanı sıra kalbini, böbreğini ve eklemlerini etkileyebilir veya tedavi edilmezse nörolojik bozukluklara yol açabilir.

  • Köpeklerde Parvovirüs

Parvo, tüm köpekleri etkileyen son derece bulaşıcı bir virüstür, ancak dört aylıktan küçük aşılanmamış köpekler ve köpek yavruları, bu hastalığa yakalanma riski altındadır. Virüs gastrointestinal sisteme saldırır ve iştah kaybı, kusma, ateş ve sıklıkla şiddetli kanlı ishal oluşturur. Aşırı dehidrasyon hızlı bir şekilde ortaya çıkabilir ve 48 ila 72 saat içinde bir köpeği öldürebilir, bu nedenle acil veterinerlik dikkati çok önemlidir. Tedavisi yoktur, bu nedenle köpeği nemli tutmak ve ikincil semptomları kontrol etmek, bağışıklık sistemi hastalığı yenene kadar devam etmesini sağlayabilir.

  1. Kuduz

Kuduz, merkezi sinir sistemini işgal eden, baş ağrısı, anksiyete, halüsinasyonlar, aşırı salya akması, su korkusu, felç ve ölüme neden olan memelilerin viral bir hastalığıdır. Çoğu zaman kuduz bir hayvanın ısırığı yoluyla bulaşır. Enfeksiyon saatler içinde tedavi önemlidir, aksi takdirde ölüm olasılığı yüksektir. 

Köpek Aşı Takvimi

Yavruların YaşıÖnerilen Aşılarİsteğe Bağlı Aşılar
6-8 haftaDistemper, parvovirüsBordetella
10-12 haftaDHPP (distemper, adenovirüs [hepatit], parainfluenza ve parvovirus için aşılar)Grip, Leptospirosis, Bordetella, yaşam tarzı başına veteriner hekimin önerdiği şekilde Lyme hastalığı
16-18 haftaDHPP, kuduzİnfluenza, Lyme hastalığı, Leptospirosis, Yaşam tarzı başına Bordetella
12-16 ayDHPP, kuduzCoronavirus, Leptospirosis, Bordetella, Lyme hastalığı
1-2 yılda birDHPPİnfluenza, Coronavirus, Leptospirosis, Bordetella, Yaşam tarzı başına Lyme hastalığı
1-3 yılda birKuduz (yasaların gerektirdiği gibi)Yok

KANAYAN BÖLGEYE NE YAPILMASI GEREKİR?

Derin bir kesik veya yaradan gelen kanamayı durdurabilmek için iki temel yöntem vardır, doğrudan baskı ve turnike.
Baskı ile kanamayı kontrol altına almak
Önce kanamayı doğrudan baskı ile durdurmaya çalışın. Yaranın üzerine birkaç kat steril gazlı bez koyup sıkıca ve düzgün ve baskı uygulayın. Yarayı silmeyin veya yara temizleyicileri ya da merhemler sürmeyin. Eğer kan gazlı bezden geçiyorsa, bezi almayın bu pıhtılaşmayı önleyip kan akışını yeniden hızlandırabilir. Üzerine yeni bir gazlı bez koyup bastırın.
Turnike uygulayarak kanamayı kontrol altına almak
Bacak ya da kuyruktaki kanama baskıya rağmen durdurulamıyorsa, bir turnike kullanmayı deneyin. Bunu ancak son çare olarak kullanın. Turnike uygulaması 2 saatten fazla sürmemelidir. Fazla uzun bir süre uygulanan turnike, uzvun kaybedilmesine yol açabilir. Turnike uygulamak için uzvu ya da kuyruğu 2,5 cm eninde bir gazlı bez ya da geniş bir kumaş parçası ile sarın ve yarım düğüm atın. Dar bir bant veya ip kullanmayın. Üzerine bir kalem ya da çubuk takın ve düğümü tamamlayın. Kanama duruncaya kadar yavaşça kalemi döndürün. Yapışkan bant ile yapıştırın. Kan dolaşımının devamını sağlamak için turnikeyi her beş dakikada bir gevşetin. Yarayı steril gazlı bez ile örtün ve köpeği, tedavisi için veteriner kliniğine götürün.

SOLUNUM GÜÇLÜĞÜ ÇEKTİĞİNDE NE YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?

Köpeğiniz nefes almakta güçlük çekiyorsa, hızlı hareket etmeniz gerekir, suni solunum uygulamanız gerekebilir. Köpekler için iki farklı suni solunum yöntemi vardır: “göğüs kompresyonu” ve “ağızdan burna solunum” Soluması aşırı derecede düşük olmadığı takdirde bilinçli bir köpeğe asla yapay solunum uygulamamanız gerektiğini unutmayın.
Göğüs kompresyonu uygulaması
Göğüs kompresyonu, göğüs duvarına basınç uygulayarak yapılır, ki böylece hava dışarıya bastırılır ve göğüs kendiliğinden geri çekileceği için yeniden hava ile dolmasını sağlar. Uygulaması çok basittir. Aşırı basınç uygulamaktan kaçınılmalıdır. Zira böylelikle kaburgalarda kırık, kalp durması gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
Ağızdan burna solunum
Ağızdan buruna solunum, zorla solunum yaptırmaktır. Kompresyon yöntemi işe yaramaz, solunum durmuş veya göğüs yaralanmışsa uygulanır. Yapay solunum, kardiopulmoner yardım ile karıştırılmamalıdır. Kardiopulmoner yardımda, yapay solunum kalp masajı ile birlikte uygulanır ve böylece kalp atışı ve solunumu durmuş bilincini yitirmiş bir köpek yeniden canlandırılabilir. Henüz çalışmakta olan kalbe uygulanmamalıdır.

ŞOKTAYKEN NE YAPILMASI GEREKİR?

Şok, yani dolaşım sisteminin çökmesi çoğu zaman ağır yaralanma, kan basıncının ani düşüşü, kan kaybı veya alerjik reaksiyonlar sonucunda oluşur. Şoktaki bir köpek daha az oksijen alır, ki bu da bilinç kaybına, soluk renkte dişetlerine, zayıf ve hızlı nabız veya güç, hızlı solunuma yol açar.
Şok derhal tedavi edilmelidir, çünkü öldürücü olabilir. Hayvanınızın şokta olduğundan şüphe ediyorsanız, derhal oluşmuş tüm kanamaları durdurun ve gerektiği gibi kardiyopulmoner yardım uygulayın. Hayvanı bir havlu ya da battaniyeye sarın ve derhal veteriner kliniğine götürün. Su kesinlikle vermeyin.

ZEHİRLENDİĞİNDE NELER YAPILMASI GEREKİR?

Zehirlenme, köpeğiniz toksik bir maddeyi yutar veya onunla temas ederse oluşabilir, ev temizlik maddeleri, bitkiler ve kimyasal maddeler de dahil olmak üzere. Eğer köpeğiniz zehirlenmiş görünüyorsa, derhal veteriner hekiminizi arayın. Zehirlenmenin kaynağını tespit edin ve bu maddeyi beraberinizde veteriner kliniğine götürün, bu son derece önemlidir.

SICAK ÇARPMASINDA NELER YAPILMASI GEREKİR?

Aşırı derecede güneş altında kalmış bir köpek sıcak çarpmasına maruz kalabilir. Bu ölüme kadar götürebilen oldukça ciddi bir durumdur. Güneş çarpmasının işaretleri hızlı soluma, koyu renkli dişetleri ve dil, salya artışı, bitkinlik ve kusmadır. Eğer bundan kuşkulanıyorsanız, ilk hedefiniz köpeği serinletmek olmalı. Köpeğiniz ancak hafif şekilde etkilenmiş görünüyorsa, onu daha serin bir yere taşıyın, örneğin banyo küveti gibi veya ıslak bir havluya sarın. Köpeğin ateşini ölçün ve eğer 40°C ve üzerinde ise veya köpeğiniz hasta görünüyorsa, bahçe hortumu ile üzerine serin su tutun (soğuk değil) veya serin su ile dolu bir küvete koyun.

YANIKLARDA YAPILMASI GEREKENLER?

Yanıklar, köpeklerde insanlarda da olduğu gibi meydana gelebilir.
Birinci ve ikinci derecede yanıklar için, (kızarıklık ve hafif şişkinlik ya da kabarcıklar ve aşırı hassasiyet) yanık bölgeyi serin suya batırın veya üzerine buz paketleri uygulayın. Tereyağı, diş macunu veya insanlar için yapılmış ilaçlar sürmeyin. Yanık yeri yumuşakça kurulayıp sarın ve veteriner hekimi arayın.
Üçüncü derecede yanıklarda deri beyaz görünür, tüyler kolayca çıkar ve acı şiddetlenir. Böyle durumlarda veteriner hekiminizi derhal çağırın. Herhangi bir şey uygulamayın, sadece yanık bölgenin üzerini yapışmayacak bir bez ile örtün.

DONMASIN DİYE YAPILMASI GEREKENLER?

Donma genellikle ayak parmaklarını, kulakları ve testisleri etkiler. Köpeği sıcak bir yere götürün ve etkilenmiş bölgeyi, sıcak suya batırılmış bezler veya nemli sıcak su torbalan ile ısıtın. Bölgeyi ovalamayın ve aşırı derecede sıcak uygulamayın. Veteriner hekimi çağırın.

KIRIK NASIL ANLAŞILIR VE KIRIKSA NE YAPMAK GEREKİR?

Kırılan bacak sallanır, ağrılı ve şişkindir. Kırık oluşmuş hayvanı fazlaca hareket ettirmeyin. Kırık uçlarının damar ve sinirleri yaralayıp, daha büyük harabiyet oluşturmaması için kırık bacağı birkaç kat yapılmış ve bacağın şekli verilmiş mukavva içinde muhafaza edin.

ANAL KESE TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR?

Eğer köpeklerin genel sağlığı üzerinde konuşuyor isek anal keselere de değinmeden geçemeyiz. Köpeğinizin anal keselerini zaman zaman boşaltmanız gerekmektedir. Böylece oluşacak bazı problemlerin önüne geçebilirsiniz.

Anal keseler anüsün hemen altında saat 4-8 pozisyonunda bulunurlar. Sağda ve solda olmak üzere iki adettirler ve içlerinde anüs tarafından oluşturulan kötü kokulu, kahverengi sıvı bulundururlar. Anal keseler bu sıvı ile dolduğunda köpeğin ırkına ve büyüklüğüne göre bezelye ile misket büyüklüğünde şişerek köpeği rahatsız ederler.

Köpekler bazı durumlarda bu kese içindeki sıvıyı otomatik olarak boşaltırlar. Örneğin çok korktuğu anlarda buradaki sıvı boşalabilir. Anal keselerin dolması veya bloke edilmesi problemlere yol açabilir. Normalin üzerinde kilolu köpekler problem içerisindedir. Anüs çevresindeki fazla kilolar köpek hareket halinde iken, anal keselerin sıkılarak sıvının boşalmasını engeller. Aynı durum zayıf köpekler içinde geçerlidir. Zayıf köpekler de yeteri kadar kiloya sahip olamadıklarından doğal hareket halinde kaslar bölgeyi sıkamaz ve sıvı boşaltılamaz.

Belirtiler köpeğinizin sık sık oturarak bu bölgeyi yere sürterek kaşımaya çalışması, ulaşabildiği yere kadar ısırırcasına yalamasıdır. Bu şekilde bazen kendine zarar verebilir. Bölge kırmızılaşmaya ve hassas bir hal almaya başlar dokununca acımaktadır. Müdahale edilmez ise deri ve ülsere kadar giden problemlere neden olabilir. Köpek hareketlerini ve tuvaletini yapmakta zorlanır, kötü kokar, ileride iltihaplanmaya ve az miktarda kanamaya sebep verir. İltihaplanan bölge ise köpek için dayanılmaz olacaktır. Bazen enfeksiyon olan bu bölge patlar ve iltihap kanlı bir şekilde deriye yayılır ve gözle görülebilir.

Tedavi

Anal keseleri zaman zaman boşaltmak yukarıdaki sorunların önüne geçecektir. Ayda bir kere yapılacak temizlik olumlu sonuç verir. Daha sık yapılan bir temizlik ise anal kesinin daha hızlı dolmasını sağlayacağından önerilmez. Bölge enfeksiyon altında ise antibiyotik takviyesi ile keseler boşaltılmaya çalışılır. Eğer iltihap patlar ve deriye yayılır ise antiseptik solüsyon ile temizlenmelidir. Ayrıca köpeğe parazit kontrolü yapılmalıdır.

Alman Çoban Köpekleri kuyruklarını bel hizasının altında taşıdıklarından tehlike altındadırlar. Bel hizasının üstüne seyrek olarak çıkan kuyruk anüs çevresine yeteri kadar hava akımı sağlayamaz ve bölgenin sıcak kalmasına sebep olur. Sıcak ise bakterilerin üremesi için oldukça mükemmel bir ortamdır ve bakımsızlık ile birleşince ortaya sorunlar çıkabilir.

Enfeksiyon iyi ve kötü huylu olmak üzere tümör oluşturabilir. Ameliyat ile alınması gereklidir, geç fark edilen tümörlerin alımı sakıncalı sorunlar doğurabilir.

Temizlenmesi

• Ayda bir kez temizleyin.
• Köpeğinizin enerjisini harcadığı bir zaman seçin.
• Yardımcı olması için bir arkadaşınızı görevlendirin.
• Muayene türünden eldivenlerinizi giyerek kağıt havlu veya pamuğu sağ elinize alın.
• Sol eliniz ile kuyruğunu kaldırın ve anüsün hemen altını baş ve orta parmaklarınız ile kavrayarak iki taraflı sıkın.
• Fazla sıkmayın yoksa keselere zarar verebilirsiniz.
• Bölgeyi temizleyiniz.
• Eğer sıvıyı çıkartmayı başaramaz iseniz. Veteriner Hekiminize danışınız.

KENE ÇIKARMA YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Kene Şampuanı ile Kene Çıkarma

  • Yavru köpekler dışında bütün köpekler için kullanılabilecek kene şampuanları, içeriklerindeki maddeler ile keneler üzerinde etkili sonuçlar yaratabilir. 
  • Ağızları ve hortumları ile tutunan keneler, şampuanın etkisiyle yorgun düşerler ve kafalarını gömdükleri deriden çıkarabilirler.

Cımbız ile Kene Çıkarma

  • İnsanlarda olduğu gibi hayvanlarda da kene çıkarma işleminin en önemlileri arasında yer alan cımbız ile kene çıkarma, mutlaka uzman doktorlar tarafından uygulanmalıdır. 
  • Bütün kene çıkarma işlemlerinde olduğu gibi, cımbız kullanımında da koruyucu eldiven, maske ve elbise kullanılmalı, keneyle fiziksel temastan kaçınılmalıdır.
  • Köpekte kene görülen bölgedeki tüyler iyice aralandıktan sonra cımbız ile kenenin başı ve mümkün olduğunca vücudunun tamamı cımbız ile tutulmalıdır.
  • İşlem esnasında keneyi fazla sıkmak kenenin patlamasına ya da kafasının kopmasına neden olabilir. Bu da kenenin kusarak ya da kan yoluyla hastalıkları bulaştırmasına yol açacaktır.
  • Cımbızla hafif ileri-geri hareketler eşliğinde kene dik bir açıyla yukarı doğru çekilmeli ve ağız ya da başka bir parçasının vücutta kalmamasına dikkat edilmelidir.

Kene Spreyi ile Kene Çıkarma

  • Kene şampuanında olduğu gibi, kene spreyi de yavru köpekler üzerinde kullanılmamalıdır.
  • İnce ağızlı bir tarakla köpeğin tüylerinin arası incelenmeli; ancak bu işlem esnasında hassas davranılmalıdır. Çünkü eğer tutunmuş bir kene varsa tarak darbesiyle parçalanarak köpeğe hastalık bulaştırabilir.
  • Tespit edilen kenenin üzerine yeterli miktarda kene spreyi sıkmak, onun keneden ayrılmasını ya da en azında daha kolay kaldırılmasını sağlayabilir.

Vazelin ile Kene Çıkarma

  • Alternatif kene çıkarma yöntemleri arasında yer alan vazelinle kene çıkarma, cımbız ve kene spreyi gibi araçlar kullanılamadığında denenebilir.
  • Köpeğin tüyleri arasında derin bir inceleme yapıldığı esnada keneye rastlanırsa tutunduğu bölgeye kalın bir vazelin tabakası sürülebilir.
  • Sürülecek bu kalın vazelin tabakası, kenenin nefes almasını engelleyecektir. Bu nedenle de kene, kafasını deriden çıkarabilir ve bir cımbız yardımıyla kene çıkarma işlemi gerçekleştirilebilir.

Garantili bir yöntem olmasa da vazelini sürdükten sonra birkaç dakika beklemek daha etkili sonuçlar elde etmenize yardımcı olabilir.

KÖPEK PİRESİ NASIL YOK EDİLİR?

Kedi piresi ve köpek piresi başa çıkması oldukça zor olsa da, müdahale edilmediği takdirde evde bulunan eşyalara ve insanlara da sıçrayarak büyük sorunlara yol açabilirler. Dolayısıyla bu sorunun önüne geçmek için öncelikle evin içinde bulunan eşyaları, mobilyaları, oturma alanlarını ve varsa bahçeyi böcek ilaçlama yöntemiyle dezenfekte etmek gerekir.

Henüz pire bulaşmamış bir köpeğe pire tasması takmak, bu denli ciddi problemler yaratabilecek bir sorunun önüne geçmede oldukça etkili olabilir. Çünkü pire istilasına uğrayan her köpek aynı belirtileri göstermeyeceği gibi, bazı cinsler bu tarz bir sorunu maskeleyerek geç müdahale edilmesine neden olabilir.

Köpekte oluşan pireler için pire tozu ya da pire damlası uygulanabilir. Bu yöntem, canlı haldeki pire yumurtalarının yetişkin pireye dönüşmesini engellemesi açısından oldukça etkilidir. Çünkü yetişkinliğe erişen pireleri öldürmek kimi zaman 3-4 ayı bulabilir.

Pireden kurtulmak için köpeği pire şampuanı ile yıkamak, diğer bir etkili yöntemdir. Ancak kullanılan şampuanın kuruluk yaratmayan bir özelliğe sahip olması, derinin tahriş olmaması açısından oldukça önem taşır. Ayrıca pirelerin ortaya çıkması için özel olarak tasarlanan pire tarağı ile köpek tüyleri her gün taranarak oluşan pireler günbegün yok edilebilir. Tüm bu süreç boyunca veteriner ile iş birliği içinde olmak ise en önemli husustur.

KUŞ

KANAYAN TÜYLER NE YAPILMASI GEREKİR?

Tüyler büyüdüğünde, tüyün sapı kanla dolmaktadır. Tüylerin büyümesi tamamlandığında tüy sapının içi boşalmaktadır.

Ancak kanat ya da kuyruk kan tüyü kırılırsa, kuş çok kan kaybedebilir. Böyle bir durumda kuşun konunun uzmanı bir veteriner hekime götürülmesi gerekir. Kanama çabucak kontrol altına alınmalıdır.

Eğer veteriner hekime gitme imkânınız yoksa önce kuşu güvenli bir şekilde zapt etmek gerekir.

Bu iş için iki kişi gerekebilir. Yumuşak ve temiz bir havlu ile kuşu sararak ve kafasını arkasından havlu içerisinde sıkıca tutmalısınız.

Özellikle papağanlar parmağınızı ısırarak çok zarar verebilirler. Varsa bol oksijenli suyla alanı temizleyerek ve ıslatarak kanayan tüyü belirleyin.

Yoksa su veya alkol kullanabilirsiniz. Daha sonra bir havlu kâğıt ile bölgeyi kurulayın. Kanayan kanat ucunun üzerine 2-3 dakika doğrudan basınç uygulayın.

Basınç sonrası kanayan bölge üzerine mısır nişastası veya buğday unu koyabilirsiniz. Kuşun çırpınması kanamayı yeniden başlatabilir.

O yüzden havlu ile iyice zapt edin. Kanamanın durduğundan emin olmadan kuşu bırakmayın. Kanama dursa bile yeniden başlayabileceğini aklınızdan çıkartmayın ve derhal bir veteriner hekime başvurun.

DIŞKISINI NASIL DEĞERLENDİREBİLİRSİNİZ?

Tünek tabanına beyaz havlu kâğıt veya mumlu kâğıt koyun.

Kuş dışkısı 3 kısımdan oluşmaktadır. Dışkı, idrar ve üratlar (Katı İdrar)

Normal Görünüm: Normal dışkı genellikle çok sert ya da yumuşak olmayan kahverengi ya da yeşil renkte olup bir kısım beyaz ürat (katı idrar) ve etrafında hafif bir ıslaklık meydana getiren idrar vardır. Pelet yem ile beslenen ya da renkli gıdalarla beslenen kuşların dışkı renklerinde değişiklikler meydana gelebilir. Pelet yem kahverengi, kırmızıbiber ya da kırmızı pelet yem kırmızı, portakal gibi meyveler de gri renge yol açabilir. Cockatiel (Sultan Papağanları) genellikle çok az idrar üretirler. Sebze ve meyveden zengin beslenen, üreme zamanında olan ya da aşırı sinirli kuşlar fazla idrar üretirler.

Çoğu kuş sahibi aşırı idrarı ishal gibi algılamaktadır. İshal kuşun dışkısının katı yeşil kısmının aşırı sulu olmasıyla kendini gösterir. Uzun süre aç kalan hayvanların dışkısı siyahımsı renk alır. Kalın barsak kanamalarında dışkı üzerinde taze kan görülür.

Ön mide genişlemesi olan hayvanların dışkılarında ise sindirilmemiş gıda görülmektedir. Küçük bir parça dışkı kuşunuzun sağlığı hakkında bize çok şey söyler.

İSHAL NEDİR? NASIL OLUR?

İshal iki türde olabilmektedir. Bunlardan biri mikrobik, diğeri ise gıdaya bağlıdır. Mikrobik olmayan ishalde beslenme programını düzenlenir. Kuşa mama, yumurta verilmezken sade ince yem ve yulaf verilir. Başka bir kuş yemliğinde sürekli olarak haşlanmış patates bulunmalıdır. Kuşun kaybettiği suyu geri kazanması için marulun kart bölgelerinden ya da çok az ıspanaktan verilmelidir. İshal olan muhabbet kuşunun iyileşmesi için kafes, kafes içi malzemeleri sık sık temizlenmelidir. Temiz su kullanımı, temiz yem kullanımı da bu hastalığı atlatmada bir o kadar önemlidir.

BRONŞİT HASTALIĞI NEDİR?

Belirtileri: En önemli belirtileri soluma güçlüğü, sık nefes alma ve nefes alırken duyulan hırıltıdır. Hastalığın ilk evrelerinde yüksek ateş görülür. Eğer önlem alınmazsa hastalık kuşun ölümüne yol açabilir.

Nedenleri: Şiddetli üşütme ve soğuk algınlığı sonucunda ortaya çıkan, solunum yollarının iltihapla tıkanması şeklinde tanımlanması mümkün olan bir hastalıktır. Soğuk algınlığına ve nezleye neden olan etkenlerin erken önlem alınıp giderilmediği takdirde bronşite dönüşme olasılığı kuvvetlidir.

Tedavisi: Tedavisi, soğuk algınlığı ve nezle tedavisine paralel özellikler taşır. İlk önlem olarak, kuş daha sıcak bir yere taşınır. Gagasından içeriye bir damla bal damlatılarak susaması sağlanır suyuna ise veteriner hekiminizin uygun gördüğü ilaçlar karıştırılır. Nezlede olduğu gibi B ve C vitaminleri kullanmak faydalı olacaktır. Kaynatılmış keten tohumu suyu da bu bronşit tedavisinde uygulanan bir yöntemdir.

ASTIM HASTALIĞI NEDİR?

Belirtileri: Kuşun soluk almada zorluk çekmesi, sık ve hırıltılı solumasıyla kendini belli eden bir hastalıktır. Astımlı kuş ötmeye karşı isteksizdir ve ötüş kalitesi bozulmuştur. Genellikle uzun süren bronşitlerden sonra ortaya çıkan bir hastalıktır.

Nedenleri: Bu hastalık, yerleşmiş nezle ve bronşitin, bakımsızlık, kirli, dumanlı hava, tozlu yem, tozlu ortam gibi elverişsiz koşullar ve geciken tedavi gibi etkenlerle solunum organlarında kronik, iyileştirilmesi güç bir rahatsızlığa dönüşmesidir.

Tedavisi: Maalesef kronikleşmiş durumların kesin bir tedavisi yoktur. Hastalığı, henüz bronşit halindeyken veya hastalığın henüz başlangıcındayken, yukarıda sayılan elverişsiz koşulların ortadan kaldırılması, iyi ve sürekli bir bakımın sağlanmasıyla önlemek mümkündür.

ROMATİZMA NEDİR?

Romatizması kuş, tüneğinde tutunamaz ve düşer. Ayrıca yürümekte zorluk çeker ve düştükten sonra da ayağa kalkmakta zorlanır. Nem oranı yüksek, serin ve rutubetli yerlerde sürekli olan kafesler ve banyo yapıp geceyi ıslak ya da nemli tüylerle geçiren kuşlarda daha sık görülür bu rahatsızlık.

NEZLE NEDİR?

Belirtileri: Kuşun burnunda akıntı, gözlerinde çapak görüldüğünde, bunların nezlenin ilk ve temel belirtileri olarak kabul edilerek derhal tedaviye başlanılması gerekir. Hastalık ilerledikçe burnun tıkandığı, gözlerin çapaklandığı ve kuşun soluk almakta zorluk çektiği görülür. Eğer önlem alınmazsa, ağır oksijen yetersizliğinin ve viral olan nezlenin yaptığı yüksek ateş sonucunda kuşun ölmesi söz konusu olabilir.

Nedenleri: Hastalık, viral enfeksiyon olması nedeniyle başka kuşlardan geçmesi mümkündür. Bununla birlikte, yukarıda değindiğimiz soğuk algınlığına bağlı olarak üşütme sonucu oluşması daha yaygın olarak gözlenen bir haldir. Ani ısı değişiklikleri ve bazen de yaptırılan banyo sonucunda ıslak veya nemli tüylerle bir gece geçiren kuşun şiddetle üşüterek nezleye tutulduğu çok görülmüştür.

Tedavisi: İlk önlem olarak, kuş ısıca daha sıcak bir yere alınmalı ve eğer başka kuşlarla birlikteyse onlardan ayrılmalıdır. Gözlerindeki çapaklar ve akıntı asitborikli suyla silinmeli, soluk almakta zorluk çektirecek oranda bir burun tıkanıklığı varsa, tuzlu suya batırılmış küçük bir tüy parçasıyla burun delikleri temizlenmelidir. Bundan sonra, burun çevresine ve gözlere veteriner hekiminiz tarafından uygun görülen ilaçlar sürülmelidir. Kuşa, B ve C vitamini yüksek besinlerin verilmesinde, suyuna bal karıştırılarak vücut direncinin artırılmasında yarar vardır. Kuşun kafesi dezenfektanlarla temizlenmelidir. Tedavide kuşlar için hazırlanmış “Nezle-Astım” şurupları olumlu sonuç verir.

KIRIK KANADA NASIL YARDIM EDİLİR?

  1. Biraz eldiven giy. Kuşlar birçok hastalığın vektörüdür, bu yüzden bir şey yapmadan önce eldiven giyerek kendinizi korumanız gerekir. Asla ellerinle vahşi bir kuşu yakalama. Bir ev kuşuyla uğraşıyor olsanız bile, her zaman eldiven takın, yaralı kuşlar genellikle panik atar ve kendilerini savunmasız hissettiğinde ve acı çekerken şiddetlenir.
    1. Sizi kuşun gagalarından ve pençelerinden korumak için değil aynı zamanda hastalığın bulaşmasını önlemek için bahçecilik gibi ağır bir bez veya bez eldiven kullanın.
    1. Uygun eldivenleriniz yoksa kuşu taşımak için bir havlu kullanın.
    1. Büyük bir yırtıcı kuş ise yaklaşmamak en iyisidir. Bunun yerine, bir hayvan kontrol ajansını veya yerel bir vahşi yaşam organizasyonunu arayın.
  2. Kuşu yüzünüze yaklaştırmayın. Küçük kuşlar bile keskin bir gagaya ve pençelere sahiptir. Herhangi bir riski önlemek için, yaralı kuşu tutarken daima yüzünüzden uzak tutun. Acıtır ve tehdit altında hissediyorsa, kendi kuşunuz bile sizi gagalayabilir.
    1. Kırık kanatlı bir kuş daha savunmasız hissedecek ve gagası ya da pençeleri ile size saldırmakta tereddüt etmeyecektir.
  3. Ona su veya yiyecek vermeyin. Genel olarak, yaralı kuşlar yemek veya içmek için çok korkuyor. Bunun yerine, gerekli bakımı çabucak sağlamaya çalışın ki sizinle kalacağı süre boyunca yemek yemesine gerek kalmayacak.
    1. Eğer onu beslemeye zorlarsanız, yaralı kuşun suya boğulması riski vardır, bu yüzden yapmamanın önemi.

KIRIK AYAK TEDAVİSİ BELİRTİLERİ NELERDİR VE NASIL OLUR?

Belirtileri:

  • Bacakta belirgin kırılma / bükülme
  • Tek ayak üzerinde durmak
  • Dengeyi değiştirmeye çalışıyorum
  • Kararsızlık
  • Stres

Kırık Ayak Tedavisi:

Kuşunuz muhtemelen bir alçıya sahip olacak ve gözlem için bir gece tutulabilir. Kuş ciddi bir ağrı çekiyorsa, veteriner rahatsızlığı tedavi edecektir. Bazı kırıklar, özellikle femurda yerleşmişse ameliyattan fayda görebilir. Bir kuşun bacağının boyutu nedeniyle, sabitleme plakaları gerçekçi değildir.

Kuşlarda Kırık Ayak İyileşmesi

Kırık veteriner tarafından stabilize edildikten sonra, iyileşme 1-2 gün gibi kısa bir sürede fark edilebilir. Ağırlık taşıma 5-7 gün sürebilir. Veteriner, bandajla ilgilenmeniz için sizi gerekli malzemelerle eve gönderecektir. İlk başta, morarma ve ilerleme belirtilerini aramak için haftalık veya iki haftada bir kontroller gerekli olacaktır. Kuşu sessiz ve diğer hayvanlardan uzak tutun.

SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?

Belirtileri

Kuşlarda bir durgunluk hali gözlenir, bunu uyuşukluk takip eder. Hayvan tüylerini kabartır, bir köşeye çekilip top olmuş bir durumda titrer ve her türlü yem ve yiyeceği reddeder. Kafesin bir köşesine çekilir ve başını tüyleri arasına sokar. Ani ısı değişikliklerine maruz kalan kuşlarda, soğuk algınlığı, bir şok etkisi göstererek kuşun bayılıp düşmesine varan belirtilerle ortaya çıkabilir. Karın derisi doğal rengini yitirip kızarır ve morarır. Bu belirtiler soğuk algınlığını belirlemekle birlikte, eğer iyi tedavi edilmezse bronşit, astım, zatürre ve hatta verem gibi hastalıklara yol açabilir.

Nedenleri Nelerdir? Gündüz ve gece arasındaki büyük ısı farkları veya kafesin sıcak odadan soğuk bir odaya taşınması gibi nedenlerin yanı sıra, geç saatlerde yaptırılan bir banyodan sonra geceyi nemli tüylerle geçirme, soğuk suyla yaptırılan banyolar soğuk algınlığına neden olabilmektedir.

Tedavisi

İlk önlem olarak, kuş normal ısıdaki bir odaya getirilir, verilen yem kesilir, yerine kaynatılmış patatesten bir dilim verilir. Kuşun ağzı, ucu inceltilmiş bir tüy sapıyla açılarak bir damla kadar da bal konulur. Bu bir damlalık bal, kuşu susatacak ve su içme isteği yaratacaktır. Bu isteğini gidermek için içeceği suya veteriner hekiminizin uygun gördüğü ilaçlar karıştırılır. Eğer yukarıda belirtilen tedavi yapılamıyorsa nemli ve sıcak bir ortamda bulundurmakta hastalığı hafifletir. Bunun için 25 – 30 derecelik bir oda içerisine kaynar suya batırılmış bezler asılmalı veya kaynar bir çaydanlık su bir süre oda içerisinde bırakılmalıdır. İyileşme başladığı zamanlar kuşa pişmiş ve öğütülmüş tohumlar verilir. Bu arada kuşun peklik çekmemesine özellikle dikkat edilir. Peklik durumunda bu yiyecekler kesilir. Bu tedbirlerden sonra da kuşta hala bir düzelme görülmez ise hayvanın solunum yolları hastalığına yakalandığı düşünülmelidir.

ÇİÇEK HASTALIĞI İÇİN YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?

Kuş ölümlerine neden olan son derece bulaşıcı bir viral hastalıktır. Halk arasında frengi olarak da bilinmektedir. Bu hastalığa yakalanan kuşlar kitlesel olarak çok çabuk ölürler. Hastalık ortalama 7 ve 15 gün arasında diğer kuşlara da bulaşır ve etkilerini göstermeye başlar. Eğer kuşlarda çiçek hastalığı tespit ederseniz ve gerekli tıbbi müdahaleleri yapmazsanız kuşlar ağzını sürekli açarak ve çırpınarak can verir.

Hastalığa Poxviridae familyasından Avipox virüsleri neden olur.

Belirtileri

Çiçek hastalığı diğer hastalıklara benzediği için belirtileri veteriner hekim anlayabilir.

Hastalığın Tedavisi

Hastalık süresinde A vitamini vermek faydalıdır. Viral bir hastalık olduğu için antibiyotikler tedavide işe yaramayacaktır. Kuşlar bir defa bu hastalığı atlatırsa ömür boyu bağışıklık kazanabilir.

Kuşlarda çiçek hastalığının insanlara bulaşma riski yoktur.

Bu hastalık yaz dönemlerinde ve çok sıcak bölgelerde daha çok görünür.

Bulaşma Yolları

Virüse yakalanmış kuşların solunumundan dahi bulaşabilir. Ortak alan kullanımı, dışkı ve ortak mama kapları yoluyla diğer kuşlara çok çabuk bulaşır. Yavru bulunan kümeslere başka kümesten kuş almak tehlikelidir. Dışarıdan gelen kuşta hastalıklar kolayca yavrulardan başlayıp diğer tüm kuşlara etki edebilir. Bu virüs hemen hemen her kümeste bulunur. Kümes nemli ve sıcak ise virüs çok hızlı yayılır ve aşı yapılmamışsa kuşların tümü ölür.

Hastalıktan Korunma

Çiçek hastalığı bir virüstür. Tedavisinde antibiyotikler faydalı olmayacaktır. Tek yapılacak şey kümese yabancı kuş getirmemek, ziyaretçileri yasaklamak, eğer kümese ziyaretçi almak zorunda iseniz üst baş değiştirmek, en azından üzerine önlük, başına şapka giydirip ayakkabısını çıkartıp terlik ya da galoşla sokmak gerekir. Kümesi temiz tutup sık sık değişik dezenfektanlarla yerleri duvarları ve malzemeleri temizlemek gerekir.

Hastalığın Aşısı

Kuşlarda çiçek hastalığı aşısının adı kanereien’dir ve bu aşı yurt dışından temin edilmektedir. Tüm kuşlar yılda en az 1 defa aşılanmalı ve kuş eğer altı haftadan küçük ise aşı yapılmamalıdır.

GÜVERCİN HASTALIKLARI NELERDİR?

Güvercinler, yaşama süreleri 10-18 yılı arasında olan çeşitli cinsleri ve özellikleri olan kuş türleridir. Genellikle 2-8 yaş aralığı aktif oldukları dönemdir. Yeryüzünde yaklaşık olarak 200-300 türü bulunmaktadır. Ülkemizde sadece 7-8 tane çeşidi yaşamına uygun alan bulabilmektedir.

Beslenme şekilleri yemlenme biçiminde olur. Buğdayla beslenirler. Dişleri yoktur. Genellikle günün tek öğününde yani akşamları yemlenirler.

Güvercin sayısının fazla olduğu kümeslerde ise hijyen kurallarına çok dikkat edilmelidir. Çünkü yem yere doğru atıldığından hastalık bulunan güvercinlerin dışkılarından diğer güvercinlere hastalık bulaşabilmektedir.

Streptococcosis

Güvercinlerin ayaklarında ve kanat bölgesi eklemlerin de iltihaplanma olması ve yara oluşmasıdır. Kiloda düşüşler, yeşilimtrak çamurumsu ishal, yiyecekleri istiğfar etme, karın bölgesinde ve bağırsaklarda şişme olması, kan renginin değişerek eflatunumsu bir renge doğru dönmesi. Bu rengi tespit etmek için göğüs bölgesindeki tüylerin aralamak gerekir. Bu rahatsızlığın ileri boyut kazanması sonucunda felçli kalma tehlikesi ya da ölüm riski görülebilir.

Pasteurelosis (Kolera)

Hızlı ilerleyen bir rahatsızlık türüdür. Hızla ateş artması, iştah da azalmalar, sulu bir kıvamda ve sarımtırak renkte ishal görülmesi belirtileri arasındadır. Genellikle 3-10 gün aralığında ölüm tehlikesi görülmektedir.

Tuberculosis

Bu rahatsızlığın ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Aşırı kilo kaybı ile kendini göstermektedir. Vücudun büyük bölümünde soluk bir renk görülür. Çoğunlukla ölümle neticelenen bir rahatsızlık türüdür. Çaresi tespit edilememiş bir rahatsızlık türüdür.

Salmonella

İshal atıkları üzerinde köpükler vardır. Vücutta özellikle eklem yerlerinde şişkinlikler seyredilir. Bu şişkinliklerin sıcaklık derecesi diğer yerlere göre daha yüksektir. Bu mikrobun beyne kadar ulaşması durumunda kafayı sabit tutamama, kafanın öne geriye gidip gelmesi gerçekleşebilir. Ölümcül bir sonuçla karşılaşılabilir.

E- Coli

Sarı ve yeşilimsi sulu ishal şeklinde kendini gösterir. Bu ishal çok kötü kokar. Kilo kayıplarında artma ve halsizlik görülür. Belli aktiviteler de yani uçma da sorunlar olur.

Ornithosis

Belirtilerini hemen hissettirmeyen bir rahatsızlık türüdür. Bu rahatsızlığa yakalanan güvercinin genellikle bir gözün de akıntı olur. Bu rahatsızlığın ilerlemesi halinde bir gözde göz kaybı yaşanabilir.

Haemophillus

Nefes alıp verme de sıkıntılar. Gözlerde akma ve burundan sıvı gelmesi belirtileridir. En belirgin belirtisi gözler de ve gözün iç yapısında kendini gösteren şişliktir.

Paramyxovirosis

Suya olan isteğin artması en önemli belirtilerden bir tanesidir. Diğer belirtiler ise ishal, sinirsel sıkıntılar, baş ve boyun hareketlerinde anormallikler, güç kaybı, kiloda azalma eğilimi ve ileri aşamalar da felçtir.

Pox (Çiçek)

Genellikle genç yaşlardaki kuşlar da görülür. Deride kahverengi lekelenmeler olur. Solunum sıkıntısı yaşarlar. Vücudun bazı yerlerinde kabuk bağlayan yaralar oluşması belirtilerindendir.

Adenovirüs

Yeni doğanlar da ve genç yaşta olan kuşlar da görülür. Kusma, sarı renkli ishal ve kilo kaybı belirtileri arasındadır.

Circovirüs

Daha çok yavru kuşlar da seyreden bir rahatsızlık türüdür. Bağışıklık sisteminde sıkıntılar yaşanması, gelişimsel bakımından sorunlar olması, kiloda azalmalar, nefes alıp vermede aksaklıklar olması ve ishal belirtileri arasındadır. Tedavisi mümkün olmayan rahatsızlık türlerindendir.

Hexamitiasis

At sinekleri aracılığı ile güvercinlere akseder. Su içme isteğinin artması, kanla karışık ishal ve kusmalar görülmesi belirtileri arasındadır.

Cadidiasis

Güvercinin kursak kısmında şişme olması ve yavru güvercinler de büyüme geriliği olması en önemli belirtisidir.

Trichomonas

Vücutta sadece gaganın bileşim yerinde yaraların görülmesi en önemli belirtisidir. Vücudun diğer herhangi bir bölgesinde bu yaralardan görülmez.

Pamukçuk (Canker-Peynirleme-Pamukçuk)

Güvercin hastalıkları arasında en sık görülenidir. Sindirim sistemine yerleşen tek hücreli mikroskobik bir organizmadır. Kuşların genel olarak boğaz ve ağız çevresinde yaşar. Kuşun bedeni dışında sadece birkaç dakika yaşayabilir ve ölür. Pamukçuk mikrobu dışarıda serbest olarak dolaşan ve uçurulan evcil güvercinlere genelde dışarıdan gelir. Kuşlarda mide yoktur, bunun yerine taşlık bulunur ve tüm kuşlar sindirim sistemini rahatlatmak için küçük taşları yerler. Eski ya da harabe bir evin çatısından, nemlenmiş ve rutubetlenmiş çürük durumda bir kiremitten kuşlara bu hastalık bulaşabilir. Vücuda bir kez giriş yapan pamukçuk kolay yerleşir ve çoğalmaya başlar. Tükürük yoluyla bulaşabildiği için kümes ortamında çok hızlı yayılabilir. Güvercinler yem yerken bazen yem tanelerini gagalarından düşürür ya da atarlar. Bu esnada mikrop bulaştırmaya yetecek kadar tükürük salgısı o yem tanesine bulaşmış olur ve onu yiyen diğer kuşun sistemine yerleşir. Benzer şekilde kümes içerisinde ortak kullanılan su kabı bu mikrobun yayılmasını sağlar. Birbirlerine yem kusan eş kuşlar, yavrularını kusarak besleyen ebeveyn kuşlarda bu hastalığı hızlı şekilde bulaştırırlar.

Teşhis ve Tedavisi

Pamukçuk mikrobu bulaşan güvercin eğer yetişkin ve bağışıklık sistemi güçlü bir kuş ise mikrop kuşun vücudunda çok yavaş seyredebilir ve hastalık yaratmayabilir. Ancak bağışıklık sistemi zayıf olan kuşlarda çok çabuk yayılır ve ölümcül olabilir. Mikrobu yayılmış ve hasta olmuş güvercinin ilk belirtileri halsizlik ve iştahsızlık, tüylerde kabarma ve şişme, göz çevrelerinde şişlik, tüy döküntüsü ve kızarma, kusma şeklinde olur. Bu belirtileri gösteren bir güvercine kesin teşhisi koyabilmek için ağız ve boğazına bakabilirsiniz.

Yayılan hastalığın tedavisi çok zor olduğundan ilk tercih mutlaka veteriner hekim olmalıdır. Eğer kendiniz bir tedavi uygulamak isterseniz 200 mg Flagyl tableti 1 litre suya karıştırarak kuşlara 3 gün vermelisiniz. Bu genellikle genç kuşlarda işe yarar ancak yaşlı kuşların dirençleri daha zayıf olduğu için bağışıklık sistemi pamukçuk ile baş edemez.

MUHABBET KUŞU HASTALIKLARI NELERDİR?

Kuşlar oldukça hassas canlılardır. Çok kolay hasta olabilirler fakat iyileşme süreçleri oldukça zorludur. Evimizde beslediğimiz muhabbet kuşlarının sıklıkla yakalandığı daha doğrusu muhabbet kuşlarının genelinde sıklıkla görülen bazı hastalıklar vardır. Bu hastalıkları şu şekilde açıklayabiliriz.

Kanser

Diğer canlılarda olduğu gibi muhabbet kuşlarında da en çok görülen hastalıkların başında kanser gelmektedir. Kanser, kuşlarda görülen tümörlerin kötü huylu olmasından kaynaklanan bir hastalıktır.

Papağan Ateşi (Psittakoz)

Kuşlardan insanlara geçen mikrobik bir hastalıktır. Papağan humması olarak da bilinir. Chlamydia psittaci adı verilen bir bakteri türünün yol açtığı papağan hastalığı kuşlardan insanlara geçen zoonoz bir hastalıktır. Papağan hastalığı, kuşlardan mikrop kapan insanlarda ateşli zatürre ya da ağır bir grip olarak belirir. Bir zamanlar virüs olarak tanımlanan Chlamydia psittacinin gerçekte deoksiribonüklaik asit ve ribonükleik asit içeren ancak metabolizması için gerekli enerjiyi üstünde yaşadığı konaktan sağlayan, belirli bir bakteri türü olduğu saptanmıştır.

Hastalığın Belirtileri

Temel belirtileri iştahsızlık, nefes güçlüğü, depresyon, ishal ve gözde çapaklanmadır. Bu belirtileri erken yakalamak ve bir an önce tedaviye başlamak mühimdir; aksi takdirde bu hastalık papağanınızda ani bir ölüme yol açabilir. Papağan hummasının tedavisi veteriner tarafından verilecek olan doğru antibiyotik ilaçlardan geçer.

Hastalığın Teşhisi

Bu hastalığa yakalandığından şüphelenilen kuşlarda, olması gereken kan profilinin belirlenmesi için beyaz kan hücresi sayımı yapılmalıdır.

Hastalığın Tedavisi

Papağan hastalığının tedavisi antibiyotiklerle yapılır.

Hastalığın Bulaşma Yolları

Kuşların her cinsinde yaşayabilen bu bakteri insanlara genellikle, papağan, güvercin gibi kuşlarla ördek, hindi ve tavuk gibi kümes hayvanlarından geçer. Bu asalağın üstünde yaşadığı kuşlarda ya da kümes hayvanlarımda aşırı bir uyuşukluk görülür; tüyleri kabarır ve karışır.

Korunma ve Aşılama

Kontrol Sürü halinde kuş yetiştiriciliği yüksek standartı önemlidir. Toz bulutlarından kaçınılmalı, organizma karşı iyi havalandırma yapılmalı ve organizma için süzücü bölmeler konulmalıdır.

Karantina: Bütün hasta kuşlar ayrı tutulmalıdır. Hasta kuşların insanlarla temasları mutlaka minimum düzeyde tutulmalıdır. Katı karantina teknikleri uygulanmalıdır.

Çevre temizliği: Kafes ve salmalar ile çevre ve malzemeler tam olarak temizlenir ve dezenfekte edilir. Kuaterner amonyum dezenfektanlarının bakterilere karşı çok etkili olduğu kanıtlanmıştır. Kafesteki ve ortamdaki tüy tozlarının dolaşımını minimuma indirgeyecek biçimde engelleyin.

Guatr

Guatr, insanlarda olduğu gibi pek çok kuş türünde de ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Muhabbet kuşlarında sıklıkla görülen hastalıklardan bir tanesi olan Guatr; kuşların yetersiz miktarda iyot tüketmesi ve çeşitli beslenme hatalarından kaynaklı olarak ortaya çıkabilir.

Kuşlarda Uyuz

Genellikle gaga mantarı ile karıştırılan uyuz, kuşların ayaklarında ve gagalarında kaşıntı, kepeklenme, pullanma, derinin kalınlaşması ve çatlaması gibi etkiler gösterir. Knemidocoptes türü akarların kuşların deri kıvrımlarına yerleşmesi ile meydana gelir.

Psitacine

Genellikle papağanlarda görülen ve viral bir hastalık olan Psitacine gaga ve tüy hastalığı, muhabbet kuşlarında da görülebilir. Özellikle genç yaştaki kuşlarda görülen bu hastalık kuşların kanat ve kuyruk tüylerini kaybetmelerine neden olabilir. Hastalığın ilerleyen seviyelerinde kuşun gagasında kangren meydana gelebilir. Bunun sonucunda ise gaga çok kolay kırılabilen bir yapı halini alır. Ayrıca kuşların mavi olan tüyleri beyaz, yeşil olan tüyleri ise sarı renge döner.

Karaciğer Hastalıkları

Muhabbet kuşlarında görülen karaciğer hastalığı özellikle gaganın aşırı uzaması, tüylerin köklerinde renk değişikliği yaşanması, ishal ve depresyon şeklinde kendini belli eder. Beslenmeden kaynaklı sorunların yaşanması muhabbet kuşlarında karaciğer hastalığı oluşumunu tetikleyebilir.

Kuruma Hastalığı

Hastalığın diğer adı olan megabakteriosis kaynağını hastalığın oluşumunda etkili olan bir mantardan almaktadır. Bulaşma yolları tam olarak tespit edilemeyen bu hastalığın kuşların dışkılarından kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Kuşların vücuduna ağız yoluyla giren bu mantar mide ve bağırsak sistemlerini etkileyerek kuşların hasta olmasına neden olur.

Fransız Tüy Dökümü

Fransız tüy dökümü hastalığı olarak bilinen bu hastalık henüz yeni dünyaya gelmiş muhabbet kuşlarını etkileyen ve oldukça tuhaf seyreden bir hastalıktır. Ölümcül bir hastalık değildir fakat kuşların uçmalarını engelleyecek kadar sıkıntılı bir durumu ortaya çıkarır. Kuşlarda Fransız Tüy Dökümü ile ilgili detaylı bilgi almak için sitemizde yer alan yazıyı okuyabilirsiniz.

Kahverengi Hipertrofisi

Yaşlı ve dişi kuşlarda görülen bir hastalıktır. Hormonal bir bozukluk olduğu için dişi kuşların üreme organlarını etkiler. Üreme organlarında oluşan tümör nedeniyle cere rengi değişir.

Trichomonas

Muhabbet kuşlarında görülen trichomonas bir çeşit mikrobun vücuda girmesi ile ortaya çıkar. Kuşların içtikleri sulardan ya da yediği yiyeceklerden bulaşan bu hastalık özellikle yavru kuşlar için ölümcül olabilir. Yetişkin kuşlarda ölümcül etkiler göstermese bile ciddiye alınması gereken bir hastalıktır.

SÜRÜNGEN

KAPLUMBAĞA

İSHAL

Muhtemel nedeni barsak enfeksiyonudur. Gaitadan örnek alınarak, parazit yönünden muayene edilmesi gereklidir. Mide, barsak kurtları ishallere sebep olabilir. Ayrıca bakterilerin sebep olduğu ishaller yaygın olarak görülmektedir. Parazit ilaçları ve antibiyotiklerle tedavi edilebilir.

KABIZLIK

Barsak peristaltiğinin azalmasına bağlı olarak, barsak içeriğinin sertleşmesi veya barsak içeriğinin dışkıya dönüştükten sonra vücut dışına atılamaması olarak görülen bir belirtidir(semptom).

Kabızlık kuru gıdalar ve tek yönlü beslenmeden kaynaklanabildiği gibi, yoğun barsak kurtları nedeniyle kabızlık olabilir. Kış uykusuna bağlı olarak da kabızlık görülebilmektedir. Kış uykusu beş aya yakın süren ve bağırsaklardaki içeriğin sertleşmesine sebep olan uzun bir zamandır. Barsak peristaltiği azaldığı için defekasyonla dışkı dışarı atılamaz. Nedenine göre parazit ilaçları veya su banyosu ile tedaviedilir.

KUSMA

Kaplumbağanın kusması çok ciddi bir işarettir. Bir kaplumbağa tenya istilası ile karşı karşıya kalmış olabilir. Bu durumda vakit kaybetmeden veterinere başvurmakta fayda vardır.

BAĞIRSAK ÇIKMASI

Genellikle barsak kloakadan dışarı çıkar, anal bezlerle birlikte peniste dışarı çıkabilir (Erkekte). Kara ve su kaplumbağalarında sıklıkla görülmektedir. Bağırsaklardaki yabancı cisim ve konstipasyonlarda ortaya çıkmaktadır. Özellikle kış uykusu sonrası dönemlerde çok sık rastlanabilir. Neden anlaşıldıktan sonra; eğer hayvan küçük ise ılık antiseptik kompresler %0,1 ’lik rivanol vb. Kaplumbağa büyükse kloaka reddedilir ve tütün kesesi ağzı dikişi atılabilir.

GÖZ KAPAKLARININ ŞİŞMESİ VE KAPANMASI

Genellikle su kaplumbağalarında yaşadıkları suların kirli olmasından veya A vitamini eksikliğinde ortaya çıkmaktadır.

AKCİĞER YANGISI

Gırtlakta ıslık sesi, zor nefes alma, iştahsızlık, hareketsizlik, burun deliklerinden kabarcıklı sümük çıkması bazı belirtilerdir. Su kaplumbağalarında daha çok rastlanmaktadır. Kara kaplumbağaları akciğer enfeksiyonlarında duvara tırmanma hareketi yapmaktadırlar.

BÖBREK YETMEZLİĞİ

Hayvanın boyun bölgesindeki derisi yüzük halkası şeklinde şişer. Kaplumbağa kafasını içeri çekemez.

KABUK KALINLAŞMASI VE ŞEKİL BOZUKLUKLARI

Kabuk parmaklarla palpe edildiğinde yumuşamış olduğu hissedilir Nedeni D vitamini, Kalsiyum, Fosfor ve ultraviyole ışık eksikliğidir. En çok kış uykusundan çıkan hayvanlarda ve tek yönlü beslenen hayvanlarda görülür.

KABUKTA DÖKÜLME VE AŞIRI BOYNUZLAŞMA

Kabukta dökülme fizyolojik olarak meydana gelmektedir. Eğer aşırı bir dökülme varsa hastalık akla gelmelidir.

Deride de zaman zaman dökülmeler olur, suyun içerisinde beyaz ince kalıntılar şeklinde izlenmektedir. Baş ve ayak derilerinde kalınlaşma veya beyaz lekeler oluşmasında vitamin eksikliği ve sularının kirliliğinden dolayı oluşan mantar enfeksiyonları düşünülmelidir.

İGUANA

İÇ PARAZİTLER

İguanalarda yaygın bir sorundur. İguananın sindirim siteminde yuvarlak kurtlar, kancalı kurtlar, nematod, protozoa ve sestodlar görülebilir. Kötü kokulu dışkı ve hiçbir etken olmadığı halde huzursuz görünmesi izlenebilecek belirtilerdir. Parazit dışkıda görülmese de rutin yapılan dışkı tahlilleri ile tespit edilebilir. İguana bakıyorsanız mutlaka 6 ayda bir dışkı tahlili yaptırmalısınız. İlerlemiş bir parazit enfeksiyonun da iguana da halsizlik ve iştahsızlık görülebilir. Bu belirtiler diğer hastalık belirtileri ile karıştırılabilir belirtiler olduğundan rutin muayeneler önem taşır. Tahlil sonucu paraziter bir sorun varsa uygun tedavinin veteriner hekim tarafından yapılması gerekir.

DIŞ PARAZİTLER

İguanalarda görülen dış parazitlerin başında akarlar ve keneler gelmektedir. Özellikle iguananın baş bölgesinde, kıvrımlı deri bölgelerinde, pullar arasında ve pulların altında yerleşirler. Akarların yoğun olduğu durumlarda deri üzerinde bulanık beyaz renkte hareket eden lekeler şeklinde görüntüler oluşur. Kafes içerisine koyduğunuz bitkiler ve ağaç dalları ile taşınarak çoğalan akar, kene gibi parazitlerin temizlenmesi ile sorun giderilir. Bu nedenle sık banyo yaptırılması faydalıdır. Kene ısırıklarının etkisinin giderilmesi için bölgeye antibiyotikli bir merhem sürülmesi ve derideki yaranın tedavi edilmesi gerekir. İguananın dış parazit sorunun tam olarak giderilmesi için, iguananın tedavisinin yanı sıra kafesin, iguana malzemelerinin ve mobilyalarında temizlenmesi önemlidir.

MANTAR ENFEKSİYONLARI

Kafes şartlarının uygun olmaması, yetersiz hijyen ve bağışıklığın zayıflaması nedeniyle oluşan mantar enfeksiyonlarında etkilenen bölgede deride sarımsı ve kahverengi koyu lekeler görülür. Mantar veteriner hekim tarafından kazıntı alınarak teşhis edilebilir. Bölgenin antiseptik ile yıkanması ve mantara etki eden bir antifungal merhem kullanmanın yanı sıra, kafes dezenfeksiyonu yapılması faydalıdır.

METABOLİK KEMİK HASTALIĞI

İguanalar için önem taşıyan bir hastalıktır. Özellikle evcil yetiştirilen iguanalar da yetersiz beslenme, D vitamini eksikliği, UVB ışın yetersizliği, yüksek fosfor ve düşük kalsiyum içeren bir beslenme gibi nedenlerle oluşur ve oldukça sık karşılaşılan iguana hastalıkları sıralamasında ilk sıralarda yer alır. Çene ve çene altında şişkinlik, arka bacaklarda şişkinlik, çene ve yüz kemiklerinin yumuşaması gibi belirtiler görülebilir. Kemiklerin zayıflaması nedeniyle hiç sebepsiz kırıklar ve parmaklarda eğilmeler şekillenebilir. İlerlemiş durumlarda kas seğirmeleri, iştahsızlık ve uyuşukluk gibi belirtiler görülebilir. Röntgen çekilerek incelmiş kemikler kolayca izlenebilir. Metabolik kemik hastalığı daha çok 2 yaşına kadar olan genç iguanalar da görülmektedir.

STOMATİTİS

Ağız içi çürüğü olarak adlandırılan stomatitis, ağız mukozasında görülen iltihaplı yaralardır. İguananın normal ağız mukozası pembe renklidir. Stomatit, şişkinlik, renk değişiklikleri ve yoğun kıvamlı akıntı ile kendini belli eder. Akıntı genellikle çok koyu kıvamlı ve iltihaplıdır. Bakteriyel enfeksiyon söz konusudur. Yemek yemede isteksizlik ilk belirti olsa da başka sebeplerle de iştahsızlık olabileceğinden bu durum gözden kaçabilir. Ancak ağızda akıntı başladığında fark edilen bu durum metabolik kemik hastalığında olduğu gibi çenenin şişmesine de neden olur. Fark edildiği anda veteriner hekime başvurulmalı ve tedavi edilmelidir.

HİPERVİTAMİNOZ D (D VİTAMİNİ FAZLALIĞI)

İguanalarda sık karşılaşılan D vitamini fazlalığı genellikle yanlış beslenme ve yapılan fazla D vitamini takviyesi sonucudur. Genellikle uyuşukluk ve iştahsızlık gibi genel belirtiler gösterir. Bu nedenle iguana için vitamin ve mineral takviyesini, mutlaka önerilen miktarlarda yapmalısınız.

SOLUNUM YOLU HASTALIKLARI VE ZATÜRRE

Genellikle iyi bakım şartlarına sahip olmayan kafes koşulları, stres, yetersiz beslenme, kirli kafeste bırakılma ve kafes ısısının yetersizliği gibi nedenlerle görülür. Hapşırma, burun akıntısı ve göz akıntısı gibi belirtiler görülebilir. Nefes almada zorluk çekilmesi, görülebilen bir diğer belirtidir. İlerlemiş durumlarda hızlı ve kesik kesik kısa soluk alıp vermenin yanında solunum oldukça güçleşebilir. İguana keyifsiz ve hareketsizdir.

İDRAR KESESİ TAŞI

Özellikle kedi ve köpek maması ile beslenen iguanalar da fazla protein alımı nedeniyle ürik asit artar ve idrar taşlarına sebep olur. İdrar taşı oluşmasında başka faktörlerde söz konusudur. Beslenme bozuklukları da iguanalar da idrar taşı oluşumunda önemli bir etkendir. Özellikle ıspanak ve pazı gibi besinlerle fazla beslenmeye bağlı olarak gelişen oksalat fazlalığı, kalsiyum eksikliği, A ve D vitamini eksikliği durumlarında da idrar taşı sorunu görülmektedir. Taşların idrar kesesini tahriş etmesi nedeniyle idrarda kan görülmesi en önemli belirtidir. Röntgen çekilerek kesede taşlar tespit edilebilir. Mutlaka veteriner hekim tarafından cerrahi müdahale yapılarak taşlar alınmalı ve yeni oluşumları önlemek için beslenme düzenlemesi yapılmalıdır. Fazla protein alınması ve ürik asit miktarının artmasına bağlı olarak idrar kesesi taşlarının yanı sıra gut hastalığı da iguanalar da görülen diğer bir sorundur. Beslenmenin düzenlenmesi ve hastaya bol su içirilmesi sorunun giderilmesine yardımcı olabilir.

NEKROZ

Vücudun bir bölgesinde kan damarlarının tıkanmasına bağlı olarak bölgenin beslenememesi ve şekillenen doku ölümü durumudur. Yavru iguanalar da daha fazla görülür. Sebebi genellikle ortamda düşük nem olması ve hastanın uzun süre düşük nemli ve pis bir ortamda bırakılmasıdır. Ayaklar, parmak ve kuyruk gibi uç organlarda daha fazla görülür. Etkilenen bölgede koyulaşma, siyahlaşma şeklinde renk değişikliği ve deri dökülmesi görülür. Tedavi için ölü dokuların uzaklaştırılması gerekir. İlerlemiş nekroz durumlarında parmağın veya nekroz olan kuyruğun kesilmesi gerekebilir. İyi kalite bir teraryum nem ölçer kullanılması bu önemli sorunun önlenmesinde yardımcı olabilir.

SALMONELLA

Zoonoz bir hastalık (hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık) olan Salmonella enfeksiyonları kusma, ishal, karın ağrısı ile karakterize sindirim sistemi hastalıklarına neden olur. En fazla yaşlılar ve çocuklarda etki gösterir. İguana hiçbir belirti göstermeden taşıyıcı olabilir. Genel olarak dışkı kontrolü ile tespit edilir. Hasta olmasa da taşıyıcı olabileceğinden iguananın atıklarının sık sık temizlenmesi ve iguana ile ilgilendikten sonra ellerin sabun ile yıkanması ve dezenfektan kullanılması önemlidir.

BUKALEMUN

METABOLİK KEMİK HASTALIĞI (MBD)

Metabolik Kemik Hastalığı (MBD) ne yazık ki gıda ile alınan kalsiyumun eksikliğinden, dengesiz beslenmeden ve/veya UVB ışını eksikliğinden kaynaklanan yaygın bir sürüngen hastalığı. Saf güneş ışığından veya UVB ampullerinden gelen UVB ışınları, sürüngenlerin yemekten ve gıda katkılarından gelen kalsiyumu kullanabilmelerini sağlayan vitamin D3’ü derilerinde üretebilmeleri için gerekir. Yani UVB ışınları olmadan bukalemununuz ona verdiğiniz kalsiyumu kullanamaz. Eğer yeterli miktarda kalsiyumu beslenmeye dahil etmiyorsanız da ne kadar UVB ışını kullanırsanız kullanın kalsiyum eksikliğini telafi edemez. Aşırı seviyede fosforlu beslenme de kalsiyum emilimini etkileyecektir, yani doğru kalsiyum ve UVB miktarları sağlanınca bile vücut yeterli kalsiyum emilimi yapamıyor olur. Vücutta kasılmalar, enerji metabolizması, bağırsak hareketleri, sinir iletimi, damar işleyişi ve kemik kuvveti gibi kalsiyuma ihtiyaç duyan bir sürü işlem var. Yetersiz kalsiyum emilimini karşılamak için vücut kalsiyumu doğrudan kasılmalar ve metabolizma işlemleri gibi kritik durumlar için depolandığı kemiklerden çekecektir. Bu kemiklerin kolayca eğrilmesine, hatta kırılmasına neden olabilecek derecede çok güçsüz olmasına neden olur. Kronik kalsiyum yetmezliği çeşitli organlarda sonucu organ yetmezliği ve ölüm olabilecek sürekli hasara neden olur. Kas hareketlerinin eksikliği kabızlığa ve dişilerde ölümcül olan yumurtlayamama sorununa neden olabilir. Kalsiyum eksikliğinin bütün bedeni etkilemesi nedeniyle bu bukalemunlar solunum yolu enfeksiyonları, göz enfeksiyonları, vs. gibi tekrar eden sağlık sorunları geliştirebilirler. Hayatın ilk yılında kemikler henüz gelişiyorken kalsiyum ihtiyacı en yüksek olduğundan hastalıktan en çok genç bukalemunlar etkileniyorlar. Metabolik hastalığın yeterli kalsiyum ve UVB sağlandığında bile nadiren görülmesi de her ne kadar kanıtlanmamış olsa dahi doğuştan kaynaklı bir etken olması şüphesini doğuruyor. Neredeyse bütün MBD vakalarının sebebi tamamen bakımdaki ihmallerden kaynaklıdır denilebilir.

Metabolik Kemik Hastalığının semptomları belirene dek hastalık çoktan ilerlemiştir ve ciddi bir kalsiyum eksikliği söz konusudur. Gelişim duraklaması, yamuk bacak kemikleri, bu kemiklerin kırılmaları (çifte dirsek veya dizler), halsizlik, dallardan düşmek, kendi bacaklarını tutmak, dilin eskisi kadar uzağa fırlamaması, elastik bir çene ve tam kapanmayan ağız gibi belirtiler vardır. En göze çarpan semptomlar yamuk bacaklar ve aslında bacak kemiklerinin kırılması ile oluşan çoğul dirsek veya dizlerdir. Kan tahlili kalsiyumla aynı veya daha yüksek seviyede olan olağandışı bir fosfor seviyesi gösterecektir. Kanda ayrıca özellikle böbrekler gibi başka organlardaki hasarların da kanıtı olabilir. Kemikler röntgende düşük yoğunluğa sahip görünecektirler, hatta son safhalarda artık çok az kalsiyum kaldığından tespit edilemeyebilirler.

Metabolik Kemik Hastalığı birkaç günde oluşmaz. Kalsiyum eksikliğiyle alakalı semptomların oluşması için haftalarca, aylarca uygunsuz bakımın söz konusu olması gerekir. Semptomlar görüldüğünde çabucak müdahaleye başlamak önemlidir çünkü hastalık çoktan ileri seviyelere ulaşmış demektir. Metabolik Kemik Hastalığının yol açtığı hasarlar tamamıyla geri döndürülemez ama daha fazla zarara yol açmaması için hastalığın ilerleyişi durdurulabilir. Eğer uygun UVB kullanılır ise ve gıda ile verilen kalsiyum dengesizliği düzeltilirse kemikler iyileşebilirler.

Metabolik Kemik Hastalığının ilerlemesinde olduğu gibi iyileştirilmesi de uzun zaman alır. İlk önemli aşamalar canlının bakımı düzeltmek, yeterli kalsiyum tedarik etmek, böceklere “gutload” yaparak besin değerlerini arttırmak ve UVB kullanmaktır. Ancak vücudun normal işleyebilmesinin ve iyileşmeye başlayabilmesinin öncesinde fazladan katkılarla kalsiyum eksikliğinin çaresine bakılmalıdır. Kalsiyum eksikliğini gidermek için bir ay boyunca günde 2 defa birer küçük damla sıvı kalsiyum (D3 vitaminsiz) verilebilir. Hafif olmayan vakalarda bir veteriner kalsiyum iğnesi yapabilir. Özellikle saf güneş ışığı formunda UVB gereklidir. Çok güçsüz ve ağır halsizlik durumundaki bir bukalemunun sağlığa kavuşması için zorla beslenmesi gerekebilir. Eğer kırık kemikler var ise mecburen kendiliğinden iyileşmeye bırakılmalıdırlar çünkü kemikler zaten zayıf olduğundan alçı veya atel uygulanırsa daha fazla kırık oluşabilir. Alçak boylu olup geniş dallar içeren ve altta düşüşleri yumuşatacak bir yastık bulunan bir tedavi kafesi kemiklerde daha fazla hasarın oluşmaması için tedarik edilmelidir. Hasarı engellemek için semptomlar görüldüğü an MBD’ye müdahale etmek çok önemlidir. Bazen kalıcı organ hasarı sebebiyle semptomlar o kadar ağır olur ki yoğun tedaviye rağmen bukalemun hayatta kalamaz. Ancak bazı bukalemunlar da yoğun bakım ile ağır MBD vakalarından gerçekten taktire şayan iyileşme gösterebilirler.